Dünyadan Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünyadan Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2020 Pazartesi

ABD fena karıştı!..



ABD, zaman zaman "dünyada eşi benzeri olmayan bir ülke" anılsa da ve aslında bu tanımlama, onun bir "özgürlükler ülkesi" olduğuna dair "gizli bir atıf" içerse de, bu tanımlama bence sadece onun "coğrafi özellikleri bakımından" geçerli sayılabilir. Zira, meselenin iç yüzünü bilenler için (veya sadece W.A.S.P'ın, yani Beyaz, Anglo-Sakson, Protestan tanımlamasını bilenler için bile...) durum hiç de dışarıdan göründüğü gibi değildir. 

Bu dediklerimizle ne kastettiğimizi, ABD'de neler olduğunu bilmek ve anlamak için, onun kuruluş günlerine gitmek ve onun "founding fathers", yani "kurucu babalar"ının "zihinsel mekanizmaları"nın nasıl çalıştığını iyi özümsemek gerekir. Irk ayrımcılığı, kadını ikinci sınıf insan görme, keskin bir "zengin-fakir" ayrımı vb. gibi ögeleri-deyim yerinde ise-"dibine kadar kullanan" bir zihniyetin, diğerlerini sömürmek üzere kurduğu bu hakimiyeti ilâ-nihaye götüremeyeceği  açıktır! 

Bütün bunlar konusunda bilmeyenlere, ne demek istediğimiz ile ilgili küçük bir fikir verebilmek için, aşağıda ABD tarihinden küçük fakat ilginç bir kaç detay sunalım:

Devamını gör...

26 Mart 2015 Perşembe

SS Subaylarının gizli silahı



SS'ler, bilindiği üzere Hitler'in özel koruma ordusunun kısaltılmış adıdır. Almanca açılımı ise "Schutzstaffel"dir. SS'ler, Hitler'in iktidarını koruma ve sürdürmede önemli görevler üstlenmiş eli kanlı bir yarı askerî bir milis kuvvetiydi. 

Kendi içinde  "Waffen-SS" (Silahlı SS) ve "Allgemeine-SS" (Genel SS) olarak ikiye ayrılan bu örgüt Heinrich Himmler tarafından toplama kamplarının yönetiminden de sorumlu tutulmuştu. 

Nazi partisinden olmakla devlet içinde özel bir konuma da sahip bulunan bu örgütün üst düzey subayları için dönemin Silahlanma Bakanı Albert Speer tarafından işgal ettikleri Çekoslavakya'nın Brno şehrinde kurdurulan "Waffenwerke Brünn" (Zbrojovka Brno) silah fabrikasında özel olarak yaptırılan ve üzerinde Wehrmacht Adler (Silahlı Kuvvetler Kartalı) amblemi bulunan kemerin tokasına gizlenmiş bu ilginç silah (Gürtel-Kanone), bugün eski savaş silahları müzayedelerinin de gözde ürünlerinden biri olmuş durumda.

(Resimlerin devamı için...) =>


Devamını gör...

8 Temmuz 2014 Salı

Aaron Swartz: Bilgi çağının ilk şehidi


Bağnazlık ve yobazlık dünyanın her yerinde aynı.
Dilleri ve dinleri ayrı olsa da insanlık yararına olan, insanoğluna yeni ufuklar açan her yeniliğe ve her gelişmeye karşı çıkanların geliştirdikleri dil ise ortak; linç, dışlama ve yok etme!

"En-el Hak" dedi diye Hallac-ı Mansur'un derisini yüzenler ve keza benzer şekilde; "dünya yuvarlaktır" diyen Galileo'yu, iddiasından vazgeçmez ise idama mahkum edeceğini ilan eden Orta çağın Engizisyon mahkemeleri, bugün adı değişmiş de olsa kendi anladığı adalet anlayışını "dağıtmaya" ve "adalet adına"(!) kendine yeni kurbanlar seçmeye devam ediyor!

Evet, 1986 doğumlu ABD vatandaşı Aaron Swartz da bilgi çağı dediğimiz şu yüzyılın başında, aynı zihniyet tarafından lince uğratılarak bir kalemde harcanan dehalardan biri. Daha 14 yaşındayken bugün bir çok insanın kullandığı bir çok ücretsiz yazılıma imza atan bu genç adam, bugün, o çok bilinen REDDIT'in de kurucularındandı.

Devamını gör...

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Kapitalist demokrasilerin sisteme sadık muhalefetini "bilişim devrimi" ile aşmak ve Beppe Grillo hareketi


İnsana ve insanlığın maddi manevi değerleri üzerine kara bir kuş gibi çökerek, et-kemik demeden ne varsa kursağına indiren global kapitalist düzen, nihayetinde kendi kazdığı kuyuya kendisi düşecek gibi görünüyor.

Artık giderek yavanlaşmaya başlayan ve ardı arkası kesilmeyen yolsuzluk ve hırsızlıkları örtmeye yetmeyen "demokrasi" yaveleri ve aynı şekilde bu kuru söylemin ardına gizlenerek "yetkili mercilerden" "sıra sende!" talimatı bekleyen "sistemin sadık muhalefet partileri", hızlı bir şekilde gelişen ve dünyayı gerçek anlamı ile "global bir köy"e döndüren "bilişim devrimi" karşısında tam anlamı ile "beş paralık" olmak üzereler!..

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de İtalya'da ortaya çıkan Bippo Grillo Hareketi...

Korkut Boratav hocanın kaleminden okuyacağınız konuyla ilgili aşağıdaki değerlendirme, (kendi vardığı sonucu ayrı tutarsak) "bilişim devrimi" ile şimdiye kadar sesini duyuramamış geniş halk kitleleri lehine gelişen bu durum, aynı zamanda ülkemizin muhalefetsizlikten kıvır kıvır kıvranan halk kitlelerine de sağlıklı bir çıkış yolu işaret eder mahiyette...

* * *

Beppe Grillo hareketi üzerine

Devamını gör...

26 Mayıs 2013 Pazar

İntihar Tohumları


Yeryüzünde hayatın nasıl başladığına dair insanlar arasında görüş farklılıkları olsa da, hayatın devamının ancak doğanın kendi içinde kurduğu dengeler sayesinde mümkün olabileceğine sanırım hiç kimsenin itirazı olamaz. 

Hadsiz, hudutsuz bir "kâr hırsı" ile yeryüzüne ait ne varsa kelimenin tam anlamı ile onu talan etmek sadece doğanın binlerce yılda ulaştığı dengeleri yıkmakla kalmıyor, neticede onun bir parçası olan insanı da insanlığından çıkarıyor. Böylelikle, aslında kolaylıkla "cennet" olarak tanımlanabilecek olan bu dünya, bugün hastalıklı bir hırsın elinde kıvranmakta ve bu yüzden insanı, hayvanı, bitkisi, taşı ve toprağı ile adeta bir cehennem hayatı yaşamaktadır.

Bu defaki paylaşımımız da işte yine o "hırs"ın eser(!)lerinden biri: Genetiği değiştirilmiş tohumlar ve buna bağlı olarak çiftçilik ve dünya tarımından içler acısı tablolar...  

* * *

İntihar tohumları yüzünden 6 saatte bir çiftçi intihar ediyor!


Devamını gör...

14 Mart 2013 Perşembe

Yaşam ve Ölümün Sürekli Döngüsünde Ruh

Nikolai Levashov, Harkov Üniversitesinde Teorik Radyofizik alanında eğitim almış ve daha sonra Rusya ve ABD'de "geleneksel şifacılık" konusunda çalışmalarda bulunmuş ve 2012 yılında, 51 yaşındayken Moskova'da hayata veda etmiş ilginç bir adam.

Ateist olmasına rağmen materyalizme mesafeli duran Levashov, HAARP Teknolojileri kullanılarak dünya ikliminin değiştirilmesinden kayıp kıta Atlantis'e, evrensel şifa sırlarından antisemitizme kadar bir çok konuda konferanslar verip seminerler düzenlemiş ve aynı zamanda bu konularda kitaplar da yazmış ve bu görüşleri nedeni ile de bir çok cemaat, cemiyet ve topluluğun tepkisini çekmiş ve görüşleri aykırı bulunmuş bir insan.

Onun "yaşam ve ölüm döngüsünde ruh"a dair düşüncelerinden bir kesit içeren aşağıdaki videonun konuya ilgi duyanlara ilginç ve alışılagelmişin dışında fikirler sunduğuna inanıyor ve bu nedenle de burada paylaşıyorum.






Devamını gör...

25 Şubat 2012 Cumartesi

Suriye yakında Tunus gibi olabilir

Ellerinde; "Nikab Haktır", "Nerede bu ülkenin müslüman erkekleri!" yazılı pankartlarla gösteri yapan Tunuslu kadınlar...

"Arap Baharı" adı ile janjanlı bir ambalaj içinde sunulan ve CIA/MOSSAD ortak prodüksiyonunun ürünü o malûm "devrim"lerden ilk nasibini alan ülke olan Tunus'ta ekilen kabaklar şimdiden bu "bahar"ın müjdecisi gibi çiçek açmaya başladı bile!


Çoktan "halledilmiş" bir ülke olarak Tunus, "sırasını"(!) bekleyen Suriye yüzünden olsa gerek bugün gözlerden uzak bir vaziyette sessiz sedasız "yeni"(!) hayatına alışmaya çalışıyor. CIA devrimi ile devrilen Zeynel Abidin Bin Ali'ye kadar, onun liderliğinde nispeten müreffeh ve liberal bir hayat düzenine sahip olan Tunus'ta bugün "daha fazla özgürlük" ümidi, yerini korkuya bırakmış durumda.


İngiliz Independent gazetesinde yazan gazeteci Robert Fisk, "Poisoned spring: revolution brings Tunisia more fear than freedom"(*), yani; "Zehirli Bahar: devrim Tunus'a özgürlükten daha çok korku getirdi" başlıklı makalesinde ilginç saptamalar yapıyor.

Devamını gör...

25 Ocak 2012 Çarşamba

Emperyalist Demokrasi Güncellemeleri...

Ertuğrul Özkök, bugünkü (24 Ocak 2012) köşesinde ilginç bir makaleye imza attı. "O gün düşen bir UFO muydu?" başlıklı makalesinde Özkök, 21 Haziran 2011 günü Libya semalarında meydana gelen bir olaya işaret ederek, şöyle diyor:


"O gün Kaddafi yanlıları, üzerlerinde uçan bir cismi düşürdü. Askeri bir başarı ile moral arayan askerler heyecanla çöle düşen cisme doğru koştular. Amaçları, araçtaki pilotları ve yabancı askerleri yakalayıp psikolojik üstünlük elde etmekti. Ancak düşen cismin yanına gelen askerleri bir sürpriz bekliyordu. Düşen aracın içinde kimse yoktu.


Oysa daha 5 dakika önce o aracın içinden kendilerine ateş açılıyordu. Öyleyse düşürdükleri bu cisim neydi? 


Ama asıl şaşkınlığı ertesi gün yaşayacaklardı. 22 Haziran günü dünyadaki gazetelerde ve televizyonlarda düşürdükleri araçla ilgili tek kelime haber yoktu. Üstlenen kimse de çıkmamıştı.(..) (Ama) Aracın düştüğü yerden binlerce kilometre uzakta bir yerde bir takım insanlar, ne olup bittiğini çok iyi biliyorlardı. Düşen araç, "fire scout" modeli bir helikopterdi ve Amerika Birleşik Devletleri'ne aitti. Pilotu olmadığı için, hayatını kaybeden veya esir düşen bir Amerikan vatandaşı da yoktu. Dolayısı ile haber olması bile gereksizdi. Ancak gazetecilerin bile üzerinde durmadığı bu olayı, yakından takip eden bir "tarassut köpeği"(watch dog) vardı ve daha o gün, düşen aracın içinde ölen "hayalet pilotun" hikayesini yazmaya başlamıştı.  


Bu kişinin adı Peter W. Singer'di ve "Brooking Institution"da çalışıyordu. 

Devamını gör...

6 Ocak 2012 Cuma

St. Petersburg yakınlarında Sovyet döneminden kalma bir Tank Bakım Atölyesinden görüntüler...

Sovyetler Birliği'nin yıkılması ile beraber ortaya çıkan "tek kutuplu" dünya, bu konumunu uzun süre muhafaza edecek gibi görünmüyor. 


Rusya'nın öncülüğünde gerçekleştirilen Birleşik Devletler Topluluğu (BDT) ve son dönemde askeri ve ekonomik alanda önemli ataklarda bulunan Çin, ABD öncülüğünde sürdürülen bu tek kutuplu dünya düzenini değiştirecek gibi görünüyor. Bu anlamda, eski "doğu bloku"nda gözlenen "toparlanma"ya dair haberler gelmekte... Bu da, bu haberlerden biri...

Devamını gör...

1 Aralık 2011 Perşembe

Irak ne alemde?



Topraklarında "kitle imha silahları" olduğu gerekçesi ile Saddam Hüseyin liderliğinde hayatiyetini sürdüren Irak devletini 20 Mart 2003'te işgal etmek için harekete geçen ABD, bu harekât sonrasında mevcut Irak yönetimini devirerek Irak'ı işgal etmiş ve bilâhare Saddam Hüseyin ve yakın çevresini idamla cezalandırarak, bu ülkede kendine göre bir yönetim kurmuştu. Bu işgal sonrasında Irak'taki güçlerini azaltacağını ve Irak'ı "tedricen" boşaltacağını beyan eden ABD'nin arkasında kaos içinde boğuşan bir Irak bırakacağı ise aşikâr. Daha uzun yıllar sükuna kavuşma şansı bırakılmayan Irak'tan gelen son görüntüler ise aşağıda:

Devamını gör...

12 Kasım 2011 Cumartesi

Almanya niye bu kadar güçlü?

Küresel ekonomik krizin kazdığı kuyuya düşenlerden birinin de Avrupa Birliği olduğu hepimizin malûmu... 


Mevcut krizden ziyadesi ile etkilenen birlik ülkeleri ise, bu beladan kurtulmak için Avrupa Birliği'nin adeta kasası durumunda olan Almanya'dan medet ummaya devam ediyorlar. 


Öteden beri güçlü bir ekonomik yapıya sahip olagelmiş Almanya'nın bu özelliğini hâlâ koruyor olması, doğal olarak bir çok araştırmacının dikkatini çekmekte. Dolayısı ile de dünya üzerinde bu konuya dair yazılmış ve yazılan bir dolu araştırma mevcut. Buna en son eklenen araştırmalardan biri de George Friedman tarafından yazılan "The Next 100 Years" (Gelecek 100 Yıl) başlıklı kitap. Kurucusu olduğu ünlü düşünce kuruluşu Stratfor'da bu kitabının tanıtımı yayınlanan Friedman, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: 

Devamını gör...

14 Ekim 2011 Cuma

Uçan Telekulaklar!..

Devletler arası istihbarat faaliyetlerinde kullanılan tekniklere, teknolojik gelişmelere paralel olarak her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. 


Soğuk savaş döneminde, Amerikan havacılık şirketi Lockheed (şimdi Lockheed-Martin oldu) tarafından geliştirilen ve "Dragon Lady" adı ile bilinen Amerikalıların o ünlü U-2 casus uçağı ile başlayan ve yine o ünlü "SR-71 Blackbird" uçağı ile devam eden istihbarat havacılığı, şimdilerde insansız (unmanned) hava araçları ile daha da bir ivme kazanmış durumda. 


Bunun en son örneği, Amerikan Northrop Grumman şirketi tarafından geliştirilen "RQ-4A Global Hawk" insansız hava aracı idi. Global Hawk, bu defa Almanlar tarafından revize edilip geliştirilerek Almanya'nın hizmetine konulmuş durumda... 


Konuya dair Türk medyasında yer alan haber ise şöyle:

Devamını gör...

11 Eylül 2011 Pazar

Kabil'in Sinemaları

Zaman zaman tv haberlerinde, (o da ya El Kaide, Taliban ve Usame bin Ladin adı ile birlikte geçmek şartı ile) varlığından haberdar olduğumuz, bunlar da olmasa çoktan aklımızdan çıkmış olan Afganistan hakkında, çok da bir merak içinde olduğumuz söylenemez.  


Bugün,  küresel hegemonik gücün denetiminde, Hint okyanusu üzerinden Orta Asya içlerine kadar uzayan bir yolun geçiş güzergâhı üzerinde, önemli bir konumda bulunan Afganistan ile ilgili bütün tarihi avantajlarımızı cömertçe bir kenara atıp ondan vazgeçtiğimiz günden beri, başından bin türlü bela eksik olmayan Afganistan ve Afgan halkı, hâlâ normal bir günlük hayat düzenine geçme mücadelesi veriyor. 


Bugün, bu anlamda, bize başkent Kabil'deki günlük yaşamdan bir kesit sunan Jonathan Saruk'un bu bir dizi fotoğrafını, biz de; "Kabil'in Sinemaları" başlığı altında sizlerle paylaşıyoruz.

Devamını gör...

6 Eylül 2011 Salı

İsrail, yardım gemilerini böyle durduracak

İsrail'in, epey bir zamandır, bölgedeki konumunu muhafaza etmek ve güçlendirmek için konvansiyonel çatışmalara gerek bırakmayacak teknolojilere yöneldiği
gözlenmekte. 


Daha önce duyurduğumuz üzere, İran'ın nükleer çalışmalarını silahlı bir saldırı ile durdurmak yerine, yeni bir bilgisayar virüsü geliştirerek bundan yararlanması, bunun ilk işaretlerinden biriydi. "Israel Defense" dergisinin 4 Eylül 2011 tarihli haberine göre, bu türden bir çalışma da, bu defa Gazze'ye yardım götüren gemiler konusunda yapılıyor. 


Haber şöyle:   


"İsrail Savunma Bakanlığı, Gazze'ye yaklaşacak büyük gemileri, Mavi Marmara örneğinde de olduğu gibi, herhangi bir askeri harekete, bombalamaya ya da gemileri batırmaya gerek kalmadan onları daha açık denizdeyken durduracak bir teknoloji geliştirilmesi için bir kaç yabancı ve yerli güvenlik firmasından teklif istedi. 


"Israel Defense" dergisinin internet sitesinde; "Mission Impossible" başlığı altında verilen haberde, "bu gemileri batırmaya ve zor kullanarak gemilere çıkıp onları durdurmaya ya da ateş açarak ya da sualtı bomba ve benzeri patlama cihazlarına ihtiyaç kalmadan durdurmanın en iyi yolu, onların motorlarını durdurmaktır" deniliyor.

Devamını gör...

23 Ağustos 2011 Salı

"Enigma şifresinin kırılmasına denk bir başarı..."

"BU BAŞARI, ENİGMA ŞİFRESİNİN KIRILMASI İLE KARŞILAŞTIRILABİLECEK BİR BAŞARIDIR"


Bölüm 3


Holger Stark / Der Spiegel
(Çeviri: A. Hüsnü Sezgin)



MOSSAD, Stuxnet'in bu başarısını, II.Dünya savaşı sırasında, Almanların Enigma adını verdikleri şifreleme makinesinin şifresinin Polonyalı ve İngilizler tarafından kırılmasında gösterilen başarı ile karşılaştırılabilecek bir başarı olarak görüyor. İsrail ordusu, çok yüksek bedellere mal olan Stuxnet'in bu başarısından havalara uçacak bir sevinç duymasa da, Mollalar idaresindeki İran rejiminin böylece geriletilerek dağıtılabileceğini savunuyor.


Bu, gerçekten de oldukça zahmetli bir operasyondu. İranın bir IR-I santrifüjü, normalde saniyede 1064 hertzlik bir devirde çalışır. Santrifüj rotorlarına müdahale başladığında ise, 15 dakika boyunca hız frekansı 1410 hertze çıkarılmış ve sonra yeniden normal frekansına döndürülmüştü. Virüs, 27 gün sonra yönetimi yeniden ele aldı ve bu defa tam 50 dakika boyunca rotorların gücünü birkaç yüz hertz düşürerek, rotorları yavaşlattı. Böylece ortaya çıkan aşırı merkezkaç kuvveti, alüminyum tüplerin genişlemesine ve parçaların birbirleri ile temas riskini giderek artmasına yol açarak santrifüjlerin imha edilmesini sağladı.


Altı bölüm içinde yer alan 164 santrifüjün bu şekilde tahrip edilmiş olduğu rapor edilmiştir. İran nükleer programının yetkilileri ve Washington kökenli “Institute for Science and International Security” (ISIS) (Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü)nden David Albright gibi otoriteler, stuxnetin bu şekilde tahrip ettiği nükleer santrifüj sayısının 1000 civarında olduğuna inanıyorlar. İran da, Nükleer çalışmalarında bir gerileme olduğunu itiraf etti. İran Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Gulamrıza Celali'ye göre, nükleer program, potansiyel olarak büyük bir hasara uğradı.

Devamını gör...

21 Ağustos 2011 Pazar

Siber Silah Stuxnet

II. BÖLÜM - Güvenlik Açıkları ve Hileler


Saldırıyı mümkün kılan hile, dahice olduğu kadar basittir de… Stuxnet, sistemi manipule etmede Windows açıklarını kullanır. Bu açıklar sayesinde virüs, mesela bir USB Flash bellek vasıtası ile sisteme sızdırılabilir. Böylece, sürücü derhal sistemdeki bir bilgisayara bağlanarak yüklemeyi fark edilmeden başlatır.




Holger Stark / Der Spiegel
(Çeviri: A. Hüsnü Sezgin)


Stuxnet, ilk olarak anti-virüs programlarını tarar. Kendisi, bu anti-virüs programlarını aşmak için programlanmıştır. Şayet bu programları aşamıyorsa, geride hiçbir iz bırakmadan kendi kendini bilgisayardan kaldırır.


* * *


İkinci aşamada, Stuxnet, kendini USB Flash bellekleri yöneten işletim sistemi içinde, hesap toplamlarını izleyebileceği bir yere, amacını belli etmeyecek bir şekilde yerleştirir. Hesap toplam değeri 19790509’a ulaştığında enfeksiyon durur. Symantec, bunun bir çeşit kod olduğunu düşünüyor. Geriye dönüp baktığımızda, bu sayının; 9 Mayıs 1979’da Tahran'da idam edilen Yahudi İşadamı Habib Elghanian’ın idam tarihi ile bire bir örtüştüğünü görüyoruz. Öyleyse bu bir rastlantı mı, provakasyon mu, yoksa kasıtlı olarak düşünülmüş bir oyun mu?


* * *


İsraillilerin bu virüsü Natanz’a nasıl sokabildikleri ise hala belirsizliğini koruyor. Önceden öngörülemeyen Window'sun bu güvenlik açıklarına, bilgisayar uzmanlarının jargonunda, “zero-day exploits” deniyor. Bu güvenlik açıklarını aramak, hackerler için bir meydan okuma ve bir iş tarzıdır. Bilgi değerlidir ve daha önce bilinmeyen bir güvenlik açığının karaborsa değeri 100,000 $ (€70,000) ya da daha fazla olabilir ama STUXNET bu tür dijital mücevherlere en az dört çeker!..




‘Mavi ve Beyaz bir Operasyon’

Devamını gör...

18 Ağustos 2011 Perşembe

Mossad'ın yeni Siber Silahı: Stuxnet

İran'a karşı uygulanacak her türlü mali, siyasi ve askeri yaptırımların en hararetli destekçisi ve savunucusu olan İsrail, İran'ın nükleer çalışmalarını sabote edecek yeni bir siber silahı devreye sokmuş görünüyor.


Uzun bir süredir dünya kamuoyunu meşgul eden bu yeni "siber virüs"ün emsallerine nazaran çok farklı bir yapıya sahip olduğu ve İran'ın nükleer çalışmalarını sabote etmek üzere, İsrail'in istihbarat örgütü olan MOSSAD tarafından geliştirildiği öne sürülen bu virüsün yayılmasında  MOSSAD'ın  Alman kökenli "Siemens" firmasının alt yapısını kullandığı da öne sürülen iddialar arasında. Bu konuda 8 Ağustos 2011 tarihli, Almanya'da yayınlanan "Der Spiegel" dergisinde "Holger Stark" imzası ile yayınlanan bir haber oldukça ilgi çekici. İşte, "Mossad's Miracle Weapon" (Mossad'ın Mucize Silahı) başlıklı o ilginç makale:

Devamını gör...

11 Ağustos 2011 Perşembe

Dünyayı sarmalayan bir "antimadde kuşağı" keşfedildi


PAMELA uzay aracının antimadde kuşağı keşfi





Dünya'nın etrafını saran bir antiproton kuşağı ilk kez tespit edildi.


10.08.2011 - 12:34

Astrophysical Journal Letters adlı bilimsel dergide yayınlanan bulgu, Dünya'nın manyetik alanının antimadde* parçacıklarını hapsedebileceğini öngören teorik çalışmaları doğruluyor. Çalışmayı gerçekleştiren ekibin açıklamasına göre, Van Allen kuşağı olarak bilinen ve Dünya'nın manyetik alanı tarafından hapsedilen yüklü parçacıklardan oluşan kuşakların arasında az miktarda antiprotondan içeren bir kuşak da bulunuyor.
Araştırmacılar bu miktarın, uygun bir yöntemle, gelecekte uzay araçlarının yakıt gereksinimini karşılamaya yetebileceğini belirtiyorlar.
Antiprotonları tespit eden PAMELA uzay uydusu (Payload for Antimatter Matter Exploration and Light-nuclei Astrophysics) Güneş'ten ve Güneş Sistemi'nin dışından gelen yüksek enerjili parçacıkları (kozmik ışınlar) incelemek amacıyla 2006'da fırlatılmıştı.

Devamını gör...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Somali'de Açlık İstismarı

"Somali'de yaşanan açlığın nedenlerini ve bütün dünyaya yapılan yardım çağrılarının arkasındaki gerçekleri deştiğinizde, karşınıza yine BATI'nın Liberal/Kapitalist yüzü çıkmakta ve toplanan yardım paralarının nasıl bir "rant" çarkına dönüştürüldüğü insanların gözünden ustalıkla saklanmaktadır. 


Somali'de neler yaşandığına bir de bu taraftan bakın diyor ve aşağıdaki makale ile sizleri baş başa bırakıyoruz." 


Rasna Warah - Pambazuka News
(Çeviri : Sedef Özgönül)


Rasna Warah iyi işleyen bir merkezi hükümetin yokluğunda, ‘Somali aslında yardım kuruluşları tarafından yönetiliyor ve kontrol ediliyor’ diye yazıyor.


Ancak bu global haber şebekeleri ya da ‘yaşamaları Kenya aracılığıyla yakında Somali’ye akacak bağış paralarına dayalı olan yardım çalışanları’ tarafından anlatılması muhtemel olmayan bir hikayedir.


Kuzey Kenya ve Somali’de ki açlık hakkındaki gerçek hikayenin, Dadaab kampında CNN için kıtlık “raporu”nu bildiren genç bir dış yardım görevlisini izlediğimde muhtemelen hiç anlatılmayacağını biliyordum.


Genç beyaz kadın açıkça kurumunu tanıtmak için CNN’de görünme fırsatını kullanmak için hazırlanmış, üzerinde OXFAN kelimesi olan bir t-shirt giymişti.

Devamını gör...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Dünya Emek Piyasası(!)ndan Görüntüler...

Endonezya'nın CEHENNEM İŞÇİLERİ...!!

Endonezya'nın Java adasındaki Kawah Ijen volkanik krater gölünde "kükürt" işçileri canları pahasına çalışıyor. Her gün yaklaşık 200 madenci, volkanik gölün hemen yanında günde 7’yle 10 dolar arasında para kazanabilmek için 'cehennem işçiliği' yapıyorlar...

Hidrojen klorür ve sülfürik asit dolu Kawah Ijen volkanik krater 
Polipropilen boruların bakım çalışmaları
Borulardan sarı/kırmızı renkli bir sıvı halinde, erimiş olarak bayıltıcı bir gazla birlikte dışarı akan kükürt, yavaş yavaş soğutularak erimiş kükürt sertleştirilirmelidir.

Devamını gör...
 

"Allahsız Oğlu Allahsız"

Firavunların Laneti ile Damgalandı: "Allahsız Oğlu Allahsız" - Açık İstihbarat

Sizi artık ne gücünüz, ne malınız mülkünüz, ne gizli hesaplardaki paranız, gizli ortaklıklarınız, sansürünüz, RTÜK'ünüz, her yıl yenisini yaptırmakla övündüğünüz hapishaneleriniz, eteğinizi öpen basınınız, biat etmiş yargıçlarınız, silah arkadaşları bin bir iftirayla tutuklanırken size topuk selamı veren generalleriniz;

Ne öfke ve kin kusan diliniz, korku filmine dönen çehreniz, yalakalarınız, dalkavuklarınız, jurnalcileriniz, gaz bombalarınız, özel yetkili mahkemeleriniz, 'akilleriniz'...

Allah'ı kandırmak, güya günahlarınızın kefaletini ödeyip sıyırmak amacıyla, halkın parasıyla inşa ettirmeye giriştiğiniz cami-mabed'leriniz..

Hiç birisi kurtaramayacak demektir...

Devamı...

Perdenin arkasında hava kötü

Sürece Diyarbakır'dan bakınca...


Örgütün gizli ajandasını anlamamız
için son iki gün içinde yerinde teyit ettiğim üç noktayı kayda geçeyim:

1- Örgüte katılım artıyor.Yeni yapıda rol almak için dağa çıkanlar artıyor. Burada örgütün şöyle bir taktiği var. Çekilme adı altında gidenlerin ciddi bir kısmı bu yeni katılımlar. Bir yandan da tecrübeliler içeride bekletiliyor. Hem bölgedeki koordinasyonu yapıyorlar hem de olası bir yol kazası sonrası çatışmaya hazır bekliyorlar. Plana göre ekime kadar tecrübeliler çıkmayacak. Sonra da kar kış bahanesiyle kalmaya çalışacaklar.

2- PKK ağır silahlarını ve bombaları belli bölgelerde depoladı.
Etraflarını da bubi tuzakları ve mayınlarla çevirdi. Dolayısıyla ihtiyaç halinde lojistik sorunu yaşamayacak. Asker bir şekilde buralara girmek isterse de ağır zayiat verecek.

3- Örgüt bu süreci legalleşme dönemi olarak gördüğü için önceki gün yeni bir kampanyanın startını verdi. Bundan sonra herkes evine ve işyerine Öcalan posterleri asacak.

4- Örgüt uyuşturucu ekimine hız vermiş. Diyarbakır kırsalı esrar tarlalarıyla dolu. Diyarbakır neredeyse suç ihraç ediyor. 'Nasıl olsa çözüm sürecindeyiz operasyon olmaz' diye köylüleri de baskı altına almışlar.

Başka örnekler de vermek mümkün. Yani örgüt bir yandan çözüm/barış diyor ama öbür taraftan başka bir ajandanın yol haritasını uyguluyor.