Türkiye laik ve sosyal bir hukuk devletidir? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye laik ve sosyal bir hukuk devletidir? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2018 Cumartesi

Bir jet kazasının ardından...



Haberlerde "jet kazasında hayatını kaybedenlere veda töreni" naklen veriliyor.
Kolay değil, ateş düştüğü yeri yakıyor.
Allah sabırlar versin.
Ölüm bir şekli ile her kula erişiyor netice olarak ama "sosyal statüye göre muamele" de alabildiğine devam ediyor.
Eskilerin dediği gibi:

"Yedi köye dert olur ağa çıbanı, fukaraya niye öldü sorulmaz."

"Gelinliğini bir hafta önce özel uçağı ile Paris'ten alıp gelen" merhumenin yanında bir de, bir dostumun naklettiği şöyle bir yaşanmış hikaye var:

"Evlenen, Pozantı'nın Ömerli köyünden fukara bir yaşlı karı-kocanın öksüz-yetim torunu.
Adettendir, gerdeğe girecek delikanlıyı arkadaşları sırtına yumruk vurarak kapıdan içeri sokarlar. Fakat onun sırtına yumruk vuran da olmamış.
Nenesi:

Devamını gör...

9 Haziran 2014 Pazartesi

Daha ne desin...

Başımıza gelen her felaketten sonra olduğu gibi Soma katliamı sonrasında da yine değişen bir şey olmadı ve tek sermayeleri tumturaklı nutuklar atmak olan makam sahipleri usulca ortadan kayboldu, el-ayak çekilirken ölen yine öldüğü ile kaldı, olan ne var ise gene geride kalana oldu.

"Sosyal bir hukuk devleti" olduğu anayasasında yer alan bu ülkenin (fakir-fukara takımındandır diyerek) cömertçe harcamaktan çekinmediği bu vatandaşlarına yaptığı üvey evlat muamelesinde de-aşağıda da görüleceği üzere-yine bir değişiklik olmadı ve her türlü siyasi ikbal hesabının yapıldığı bu ülkede ancak oyu kadar değeri olan ve her defasında kaderine terk edilen bu milyonlar, (klasik avuntular dışında) bir gün olsun bu ikbal hesaplarının içinde kendine bir yer bulamadı.

Üçüncü dünya ülkelerinin uyduruk demokrasilerine has çığırtkan politikacıları eşliğinde sürdürülen bu yalan ve talan ekonomisini beslemenin ve ayakta tutmanın zorunlu memuru olan bu milyonların ahı, ülkenin sosyal fay hatlarına bir stres ögesi olarak ha bire yüklenip duruyor. Diğer stres ögeleri ile kaçınılmaz olarak bir gün birleşince kopacak gümbürtünün şiddeti de herhalde en aldırmaz kulakların bile duymak zorunda kalacağı kadar yüksek olacaktır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın...


 




...

Devamını gör...

28 Kasım 2010 Pazar

Yürek burkan bir gözlem

Sayın başbakanımızın cansiperane çalışmaları sayesinde, kişi başına düşen milli gelirimizin 15.000 Dolarlara ulaştığının haberi ile sevinçten tam da havalara hoplamaya zıplamaya  hazırlanırken, bugün Vatan Gazetesi yazarlandıran Can Ataklı'nın köşesinde naklettiği bir haber, ağzımızın tadını kaçırmaya yetti.

Nakledilen haber şu:

"Sevgili Can Ataklı; 21 Kasım 2010 günü mahalle kasabına gittim. Kasaba gelen bir vatandaş utana sıkıla elindeki paketi kasaba verdi. Kasap fiyat söyledi parasını aldı gitti. Kasaba “Hayrola” dedim “Nedir bu?” Meğer parası olmayanlar Kurban Bayramı’nda gelen etleri kasaba para karşılığında satıyorlarmış. Durum bu kadar vahim demek ki. Yazıp duyurursanız halk ve yöneticiler okusun. Olayın geçtiği yer Kırklareli’dir. Bilgilerinize, selamlar. Ş.M"

"Benim vatandaşım" bu nankörlüğü ne zaman bırakacak acaba, değil mi "benim" sayın ve değerli başbakanım?!..

Devamını gör...

28 Ekim 2010 Perşembe

"Türkiye, demokratik, lâik, sosyal, hukuk devleti" ise...

...bu nedir?

‘Özgür ülke’nin tutsak öğrencileri


27.10.2010 - 11:07

Üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalar ocak ayından bu yana büyük artış gösterirken parasız eğitim istediği için 9 aydır tutuklu bulunan Ferhat Tüzel’in annesi Hayat Tüzel, oğlunun fiziksel saldırıya maruz kaldığını söyledi.

Hayat Tüzel, “Oğlum adam mı öldürdü? Erdoğan’ın katıldığı toplantıda pankart açtı. Parasız eğitim istediği için tutuklandı. Bu yüzden psikolojik olarak yıpratılıyor” dedi.

Devamını gör...

17 Şubat 2010 Çarşamba

Türkiye laik, sosyal ve demokratik bir hukuk devletidir...

Hem altınlarını hem oğlunu çaldılar

Kuyumcu Ersin Yıldırım (36) ve ailesinin hayatı, İstanbul'daki dükkânının soyulması ile yerle bir oldu.


300 bin liralık altın ve dövizi çalan hırsızlar yakalandı ancak altınlarına kavuşamayan Yıldırım, tedavisi aksayan 2 yaşındaki çocuğunu beyin tümörü nedeniyle kaybetti.


Borçla açtığı kuyumcu dükkânı da iş yapmayınca şimdi hamallık yaparak ailesini geçindirmeye çalışıyor. İstanbul Küçükbakkalköy'de kuyumculuk yapan 3 çocuk babası Ersin Yıldırım'ın karakola 5 dakika mesafedeki dükkânı, 6 yıl önce silahlı 3 kişi tarafından soyuldu. Hırsızlar, 300 bin TL'lik altın ve dövizle kaçtı.


DAVALARI KAYBETTİ
Güvenlik kamerasının saniye saniye kaydettiği soyguncular, bir hafta sonra polis tarafından yakalandı. Ancak çaldıkları altınları 9 ayrı kuyumcuya sattıklarını, parasını da harcadıklarını söylediler. 3 hırsız cezaevine gönderilirken, genç kuyumcu da altınlarını satın alan kuyumculara karşı hukuk mücadelesi başlattı. Fakat kuyumcuların bazılarının "Biz altın almadık", bazılarının da "Çalıntı olduğunu bilmiyorduk" demesi üzerine davaları bir bir kaybetti. Altınlarını geri alamayan Ersin Yıldırım'ın kâbusu bununla da bitmedi. 2 yaşındaki küçük oğlu Kaan'ın beyninde tümör tespit edildi. İflas eden Yıldırım, evini ve otomobilini satarak oğlunu tedavi ettirmek için harcadı. Ama yetmedi... Minik Kaan hastalığa fazla direnemedi. Parasızlık, oğlunun canına mal olmuştu.


MAHALLEYİ TERK ETTİ
Ersin Yıldırım, kalan iki çocuğuna daha iyi bir yaşam sağlamak umuduyla borç parayla kendisine küçük bir kuyumcu dükkânı açtı. Ancak beklediği kadar iş yapamıyordu. Alacaklılar kapısını aşındırmaya başlayınca, bir gece eşi ve iki çocuğunu alıp, doğup büyüdüğü mahallesini gizlice terk etmekte buldu çareyi. Yıldırım, şimdi gündüz saatlerinde bir mobilya mağazasında 20 TL yevmiye karşılığı hamallık yapıyor. Ancak çoğu zaman müşterilerin evine çıkardığı mobilyaların ağırlığını bile hissetmiyor. Zira onun omuzlarına binen asıl yük çok daha ağır.


TEK HAYALİ, BİR GÜN ALTINLARINA KAVUŞMAK
EN büyük hayalinin çalınan altınlarına bir gün kavuşmak olduğunu anlatıyor Ersin Yıldırım. Başından geçenlere ise isyan ediyor haklı olarak: "Ekmeğimi dürüst ve onurluca kazanmak için gece gündüz çalışıyorum. Gücüm yeterse aralıksız çalışıp kazandığım parayla borçlarımı mutlaka ödeyeceğim. 3 hırsız geldi, tüm malvarlığımı ve oğlumu alıp götürdü benden. Bu hak mıdır? Kuyumcular altınlarımı bilerek aldılar. 10 bin liralık bileziğe 1-2 bin TL verip alıyor, havadan para kazanıyorlar." (Sabah)

 17.2.2010 / MİLLİYET

Devamını gör...
 

"Allahsız Oğlu Allahsız"

Firavunların Laneti ile Damgalandı: "Allahsız Oğlu Allahsız" - Açık İstihbarat

Sizi artık ne gücünüz, ne malınız mülkünüz, ne gizli hesaplardaki paranız, gizli ortaklıklarınız, sansürünüz, RTÜK'ünüz, her yıl yenisini yaptırmakla övündüğünüz hapishaneleriniz, eteğinizi öpen basınınız, biat etmiş yargıçlarınız, silah arkadaşları bin bir iftirayla tutuklanırken size topuk selamı veren generalleriniz;

Ne öfke ve kin kusan diliniz, korku filmine dönen çehreniz, yalakalarınız, dalkavuklarınız, jurnalcileriniz, gaz bombalarınız, özel yetkili mahkemeleriniz, 'akilleriniz'...

Allah'ı kandırmak, güya günahlarınızın kefaletini ödeyip sıyırmak amacıyla, halkın parasıyla inşa ettirmeye giriştiğiniz cami-mabed'leriniz..

Hiç birisi kurtaramayacak demektir...

Devamı...

Perdenin arkasında hava kötü

Sürece Diyarbakır'dan bakınca...


Örgütün gizli ajandasını anlamamız
için son iki gün içinde yerinde teyit ettiğim üç noktayı kayda geçeyim:

1- Örgüte katılım artıyor.Yeni yapıda rol almak için dağa çıkanlar artıyor. Burada örgütün şöyle bir taktiği var. Çekilme adı altında gidenlerin ciddi bir kısmı bu yeni katılımlar. Bir yandan da tecrübeliler içeride bekletiliyor. Hem bölgedeki koordinasyonu yapıyorlar hem de olası bir yol kazası sonrası çatışmaya hazır bekliyorlar. Plana göre ekime kadar tecrübeliler çıkmayacak. Sonra da kar kış bahanesiyle kalmaya çalışacaklar.

2- PKK ağır silahlarını ve bombaları belli bölgelerde depoladı.
Etraflarını da bubi tuzakları ve mayınlarla çevirdi. Dolayısıyla ihtiyaç halinde lojistik sorunu yaşamayacak. Asker bir şekilde buralara girmek isterse de ağır zayiat verecek.

3- Örgüt bu süreci legalleşme dönemi olarak gördüğü için önceki gün yeni bir kampanyanın startını verdi. Bundan sonra herkes evine ve işyerine Öcalan posterleri asacak.

4- Örgüt uyuşturucu ekimine hız vermiş. Diyarbakır kırsalı esrar tarlalarıyla dolu. Diyarbakır neredeyse suç ihraç ediyor. 'Nasıl olsa çözüm sürecindeyiz operasyon olmaz' diye köylüleri de baskı altına almışlar.

Başka örnekler de vermek mümkün. Yani örgüt bir yandan çözüm/barış diyor ama öbür taraftan başka bir ajandanın yol haritasını uyguluyor.