15 Eylül 2010 Çarşamba
Ne kadar da kolay saygı duyuveriyorsunuz böyle?!...
Güler misin, ağlar mısın dedikleri durum bu olsa gerek.
Yahu, bir kere siz hangi demokrasiden bahsediyorsunuz?
Karşınızdakiler kim?
Anayasa Mahkemesi tarafından, mevcut anayasanın "laiklik" ilkesine karşı "odak" olduğu tescillenmiş bir parti değil mi? Bu durumun bir "kapatma" gerekçesi olması gerekirken "para cezası" ile yetinilmiş olması gerçeği ortada değil mi?
Devletin imkânlarının sonuna kadar kullanılmış olduğu, başbakanlık emrine tahsis edilen "örtülü ödenek"ten kullanılan paranın katrilyonu geçtiği gerçeği ortada değil mi?
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Eylül 15, 2010
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak "Demokrasi", Türkiye'nin demokrasisi

Posts Relacionados
6 Eylül 2010 Pazartesi
'ORYANTALİZM' ve BATI'NIN İDEOLOJİK HAKİMİYETİ
KAPİTALİZM:
Gerçek, kartezyen bilgiye dayanmakla birlikte göstermekle yetinmez; talepkardır. Soru sorar.
'ORYANTALİZM' ve BATI'NIN İDEOLOJİK HAKİMİYETİ : HALAYIKLAR,KAPIKULLARI..
Batı, her zaman 'öteki' hakkında berbat bir imgeler/semboller dizini ve hiyerarşik bir yapı üretmiştir: Karakafalı, barbar, vahşi, geri, uyuşuk, fanatik, hırsız, maço, saldırgan vs. Önce küçümseme ve hor görme, ardından koruyucu 'papaz' tavrı gelir. Bu tavırla gelen mesajın virüsü/truva atı, bulaşıcısı her zaman köleleştirme, ardından kendinden nefret ve kimliklerin inkarıdır. Bu sömürü ilişkisinin ayrı bir jargonu/dili vardır. İçlerinden bir kısmı daha yakındır kamçılı kolonyaliste; çiftliğin kâhyası mertebesine yükseltilir. Bunlar kapıkullarıdır. Diğer 'ötekilere' karşı 'elçi' görevini yaparlar. Misyonerler ve devşirmeler alınlarındaki secde izinden tanınırlar. Bugün de hemen hemen aynı format ve konsept hakimdir Doğu Batı ilişkilerine.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Eylül 06, 2010
0 yorum Etiketler: Batı Medeniyeti ve Türkler

Posts Relacionados
2 Eylül 2010 Perşembe
SEN BİR "MELEK" (DEĞİL)SİN!
İnsanın "şerefi" Ku'ran'dadır. Yani Kuran-ı Kerîm, insanın şerefle yaşaması için gerekli "bilgi"lerin tamamını muhtevi, tamamını içeren bir kitaptır. Allah-u Teâlâ, bunu kitabında şöyle açıklıyor:
"(Allah:) şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim dedi. Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: Eğer doğru sözlüyseniz, bunları Bana isimleriyle haber verin dedi. Dediler ki: Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın. (Allah:) Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim." (Bakara Suresi, 30-33)
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Eylül 02, 2010
0 yorum Etiketler: İslamiyet ve din kültürümüz

Posts Relacionados
27 Ağustos 2010 Cuma
Sümela'nın teşekkürü(!) gecikmedi!
Yunanistan ekibi PAOK taraftarları, Ayasofya'nın tepesine haç dikti, minareleri yıktı...
Dün gece oynanan Avrupa Ligi playoff maçında Fenerbahçe'yi 1-1 berabere kalarak eleyen Yunanistan ekibi PAOK'un taraftar sitesinde (www.paokmania.gr) yer alan açılış introsu Türkleri ve Müslümanları ayağa kaldırdı.
Devamını gör...
25 Ağustos 2010 Çarşamba
"Sümela Ayini" bizi kesmez!
Bütün "korku"ların kendisinden köşe bucak kaçtığı sayın başbakanımız, böylece bir korkuyu daha "korkuttu" ve bir korku daha kendisini bekleyen o kaçınılmaz sondan kendisini kurtaramadı. Sayın başbakanımızın o, meşhur, o, Osmanlı'ya has, heybet ve azametinden öyle bir korktu, öyle bir korktu ki, onun da diğerleri gibi dizlerinin bağı çözülüverdi, direnemedi, "tırstı" ve "kaçtı"!
Gerçi, kendileri daha iyi bilir ya, geride; "bölünme korkusu", "terörist başı ile anlaşma korkusu" vs. gibi hepi topu üç beş "dandik korku" ya kaldı, ya kalmadı. Allah'ın izniyle onların da üstesinden gelip, alnının "ak"ıyla bu işin de içinden çıkacak olan yine benim başbakanımdır. Bundan kimsenin şüphesi olamaz! Bu konuda kimse bîtaraf da kalamaz. Kalan olursa, onun da hakkından oracıkta geliverir, onu da "bertaraf" ediverir, evvel Allah, sonra sayesinde ve anında ve hem de saniyesinde!
Bütün bunlar karşısında, kendine "MİLLİYETÇİ" diyenler ne yapıyorlar peki?
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Ağustos 25, 2010
0 yorum Etiketler: 2. Cumhuriyetçiler

Posts Relacionados
"Batı Tipi Demokrasi" inadının başımıza açtığı işler (3)
"Başka milletlerin, çoğu zaman pek pahalıya malolmuş siyasi tecrübelerinden zahmetsizce istifade edebilmek pek çekici bir şeydir. Fakat garbın düşünce tarzı ve ruhi halleri ile şarkın düşünce ve ruhu arasındaki ortak noktalar -ekseriya umulanın aksine- pek azdır. Bu yüzden, böyle bir istifadeye kalkışmak çok tehlikeli olur.
Gerçekten de, şark dünyası, garp dünyasından o kadar farklıdır ki, gayet basit kelimeler bile bir çok defa aynı mana ve şumulü taşımazlar. Mesela "eşitlik" tabiri, bizde hiçbir haset, kin veya tecavüz hissi uyandırmaz. Zira insanlar arasında, şahsi meziyetler sebebi ile meydaîa gelmiş olan eşitsizlik, açıkça demokrat olan İslam toplumu içinde gayet tabii sayılmıştır. Yine aynı sebeple "hürriyet" bizim için içtimai bir zinciri kırmak, siyasi bir kölelikten kurtulmak demek değildir.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Ağustos 25, 2010
0 yorum Etiketler: Batı Medeniyeti ve Türkler

Posts Relacionados
21 Ağustos 2010 Cumartesi
"Batı Tipi Demokrasi" inadının başımıza açtığı işler (2)
Konuya "Devlet Kültürü" penceresinden bakarak ilk çağlara kadar inmek ve konuyu 4 ana başlık halinde ele alan genbilim.com sitesinin (http://www.genbilim.com/content/view/1741/86/ ) adresli ve "Türk Devletinin Özellikleri" başlıklı sayfasından yaptığımız "kısmî" alıntılar ile devam etmek istiyoruz.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Ağustos 21, 2010
0 yorum Etiketler: Batı Medeniyeti ve Türkler

Posts Relacionados
20 Ağustos 2010 Cuma
"Batı Tipi Demokrasi" inadının başımıza açtığı işler (1)
Her toplumun kendi ilerlemesi adına kendi içinden bir "aydın sınıf"a ihtiyaç duyması doğaldır, ancak bu ihtiyacın giderilmesinin yolunun ve yönteminin de o toplumun yapısal durumuyla uyumlu olması zorunluluğu vardır. Paket çözümler, olsa olsa ancak teknik konularda gündeme gelebilir. İşte bu sebepten; bu ihtiyaçlar, Batı ve Doğu Toplumlarında tarih içinde birbirinden çok farklı şekillerde tezahür etmiş ve birbirlerinden çok farklı dinamiklerin etkisi altında kalarak kendine "kendince" bir çıkış yolu aramıştır. Öyleyse ilk evvel yapılması gereken şey "ihtiyacın" ne olduğunu tespit edebilmek ve bu ihtiyacı doğuran kaynağı da doğru teşhis edebilmektir.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Ağustos 20, 2010
0 yorum Etiketler: Batı Medeniyeti ve Türkler

Posts Relacionados














