29 Mart 2013 Cuma
Vatandaş gözüyle "Açılım" ve "Barış Süreci"
Herhangi bir siyasi parti ya da iktidar alacağı kararlarda ya da uygulamaya koyacağı icraatlarda herhangi bir tereddüt yaşıyorsa, bu tereddüdü gidermenin en aklî yolu kamuoyu yoklamaları yaptırmak ve o konu hakkında halkın ne düşündüğünü öğrenmektir. Namuslu bir demokraside, bir iktidarın "halk için halkla beraber" hareket etmesi bir şiar ise, bunun böyle olması gerekir.
Fakat dünyayı küresel bir hegemonyanın pençesi altında tutmak isteyenler böyle düşünmüyorlar. Onlara göre demokrasi, dünya halklarının kendi dayattıklarına rıza göstermesinden ibaret.
Şeklen "şeçilmiş" ama aslen "atanmış" olan iktidarlar vasıtası ile yeryüzünün her köşesinde kendi egemenliğini kurmak ve sürdürmek niyetinde olan bu küresel hegemonik güç, insanların ne düşündüğünü ne kadar önemsemese ve kiraladığı propagandistler vasıtası ile zehiri bal göstermeye ne kadar çalışsa da, neticede hepsi bir yere kadardır.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 29, 2013
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak Kürtçülük, Milli Güvenlik Meselelerimiz

Posts Relacionados
28 Mart 2013 Perşembe
Şu bizim akil adamlar...
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Mart 28, 2013
0 yorum Etiketler: Siyasi Mizah, slayt

Posts Relacionados
25 Mart 2013 Pazartesi
Masonik bir sembol olarak Pentagon binası
ABD'nin başşehri Washington D.C (District of Columbia), 1791'de, kendilerini "Hür Masonlar" olarak tanıtan masonik yapılanmanın o dönemki başkanı olan George Washington başkanlığındaki bir heyet tarafından masonik sembollere göre dizayn edildiği de bir sır değil.
Amerika Birleşik Devletleri'nin başkentinde yer alan ve ABD Savunma Bakanlığı binası olarak 1941 yılında inşasına başlanan ve şekliyle müsemma olarak adına kısaca "Pentagon" denilen bu devasa bina için neden beşgen, yani pentagonal bir biçim tercih edildiği ise hep merak edilip durulan konulardan biridir.
Resmi ağızlar, her ne kadar bu binanın beş kenarının, Ordu, Donanma, Deniz Piyadeleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik kuvvetlerini (Army, Navy, Marine Corps, Air Force, and Coast Guard) temsil ettiğini söyleseler de, yukarıda da belirttiğimiz üzere, caddelerinin yerleşiminden resmi binalarındaki detaylara kadar, her köşesi masonik sembollerle bezenmiş bir şehir olan Washington DC'de yer alan Pentagon binasının masonik bir mesaj verecek şekilde planlanmadığına inanmak çok zor.
Bilindiği gibi, genişletilmiş BOP projesini yazan, tasarlayan Pentagon ve CIA adamlarının (Abromowitz’ler, Edelman’lar vs.) Yahudi oldukları da bir sır değil. İşte, gazeteci ve yazar Tevfik Bir, "Şeytan, Firavun ve İşgal" başlığı altında kaleme aldığı yazı dizisinin bir yerinde bu konuya da değiniyor ve bu garip şekilli binanın neden bu şekilde inşa edildiğine dair gayet dikkate değer bir bilgi veriyor:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Mart 25, 2013
0 yorum Etiketler: Dünya Kültüründen...

Posts Relacionados
22 Mart 2013 Cuma
ORASI ÖYLEYDİ, YA BURASI?..
Diyarbakır'da dün düzenlenen Nevruz Şenlikleri, hiç şüphesiz oluşturulan "beklenti"lere uygun bir şekilde cereyan etti. Kimilerine göre barışın ve kardeşliğin, kimilerine göre ise Kürdistan'ın miladı olarak kabul edildi.
Bu "şenlik"(!) konusunda fikri sorulmayan tek kesim ise "Türk milleti" oldu. Bunun sebebi de, herhalde bu gelişmelerin önünü açan hükümetin Türkleri temsil ettiğini varsaymak olmalı!
Ertesi gün gazetelerde, konuyla ilgili elbette çok sayıda makale kaleme alındı. Hürriyet Gazetesi'nde yazan Ertuğrul Özkök'ün makalesinde yer alan bazı satırları ise doğrusu çok dikkat çekici ve önemli buldum.
Özkök, "ORASI ÖYLEYDİ, YA BURASI?.." başlıklı makalesinin bir yerinde şöyle diyor:
"Diyarbakır'da büyük bir heyecan vardı.
Ülkenin geri kalanında ise büyük bir sessizlik...
Sessizlik anlaşılması güç bir durumdur...
Çok iyiye de alamet olabilir, kötüye de...
Buradaki sessizliği Kürtçe'ye nasıl tercüme edebiliriz?..
Hepimizin duası, iyiye alamet olması..."
* * *
"Amin!.." dememek elbette mümkün değil.
Özkök, az söylemiş ama öz söylemiş, gören gözler için oldukça önemli saptamalar yapmış ve lâfı adeta ağzımızdan almış.
Bundan sonrasını ise biz devam ettirelim:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 22, 2013
0 yorum Etiketler: Milli Güvenlik Meselelerimiz

Posts Relacionados
Türkiye’ye gerçekten barış mı geliyor
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 22, 2013
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak Kürtçülük, Emperyalist Kültür ve Politikalar

Posts Relacionados
19 Mart 2013 Salı
Ortadoğu'ya böyle mi düzen vereceksin?
Sadece bu kadarla kalsa yine iyi! Bu hükümetin başbakan yardımcısı Beşir Atalay'ın PKK ile pazarlık yapmadıklarını, rehinelerin serbest bırakılmasının PKK'nın bir "jest"i olduğunu söylemesi de, bir devletin devlet olmaktan çıktığının bizzat en yetkili ağızdan itirafıdır.
Yalnız, mesele bununla da bitmiyor.
Bu gibi konuları, bilgi, dikkat ve hassasiyetle takip edip değerlendiren değerli bilim adamı Prof. Dr. Ümit Özdağ, bir tv programında, bizdeki kimi allamelerin "insani bir jest(!)" gibi göstermeye çalıştıkları bu hadisenin arka planına gizlenmiş bir başka önemli noktaya da dikkat çekiyor ve:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Salı, Mart 19, 2013
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak Kürtçülük, Milli Güvenlik Meselelerimiz

Posts Relacionados
18 Mart 2013 Pazartesi
Din, Etnisite ve Siyaset
Din ve etnisite üzerinden siyaset yapmak akıl kârı değildir. Bunları siyasetin içine çekmekten çekinmemenin adı ise cesaret değil, olsa olsa cehalettir!... "Çünkü"sü ise en açık şekli ile Emre Kongar hocanın sözlerinde saklı:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Mart 18, 2013
0 yorum Etiketler: Türkiye'nin demokrasisi

Posts Relacionados
15 Mart 2013 Cuma
İngiltere Tarihi ile İlgili İlginç Bilgiler
Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün, 1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
* İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.
* Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.
Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın' (Don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 15, 2013
0 yorum Etiketler: Dünya Kültüründen...

Posts Relacionados














