25 Aralık 2011 Pazar
Evrim Teorisi, Yaradılış, Fraktal Geometri ve İterasyon üzerine...
Bu bakımdan meseleye duygu ve önyargılardan uzak bir şekilde, sükûnetle yaklaşmak akıl ve bilimin bir gereğidir.
İşe İslamiyet cephesinden baktığımızda, daha ilk başta, yaradılışın gerçekleşmesi için Allah'ın "OL" emrinin yeterli olduğunu görüyoruz. İslamî görüş çerçevesinde meseleye yaklaşanlar, bilhassa Allah'ın bu "kudreti"ne dayanarak, Allah'ın insanı insan gibi, hayvanı da hayvan gibi yarattığını ve bunların sonradan bir takım başka haller içine girerek yeni formlar oluşturmalarına ihtiyaç olmadığını düşünüyorlar.
Fakat, böyle düşünenler, Allah'ın kainatı 6 günde yarattığını (Secde Suresi-4) söylemesine neden kulak vermiyorlar? Bu (haşa) Allah'ın kudretinin ancak bu kadarına mı yettiğini gösteriyor, yoksa başka bir duruma mı işaret ediyor? Elbette burada çok daha farklı bir noktaya işaret edilmekte ve Allah'ın her şeyi bir "hesap üzerine" yarattığına (Furkan Suresi-2) (bizzat Kuran-ı Kerim'de belirtildiği üzere) delalet etmekte değil midir?
Çok uzağa gitmeden, ana rahminde önce bir "pıhtı" sonra da bir "cenin" olarak "belirli bir dönem" hayat "evresi" geçirmek durumunda bulunan insanın, "insan olma yolunda" nasıl "halden hale geçtiğine", nasıl "evrildiğine" bir bakalım.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazar, Aralık 25, 2011
0 yorum Etiketler: Bilim-Teknik

Posts Relacionados
23 Aralık 2011 Cuma
Namuslu olmak yetmiyor...
Şöyle diyor Sabahattin Ali:
"Namuslu olmak, ne zor şeymiş meğer?
Bir gün Almanların pabucunu yalayan, ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika`ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir. Meğer ne büyük günah işlemişiz!
Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.
Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor…”
Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?"
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Aralık 23, 2011
0 yorum Etiketler: Milli Birlik Yazıları, milli siyaset kodlarımız

Posts Relacionados
21 Aralık 2011 Çarşamba
Robotlar ve insanlar arasındaki olası istihdam sorunları
İnsan yüzünün bütün ifadelerini taklit edebilen yeni nesil robotlar, Japonya'daki hastahanelerde istihdam edilmeye başlandı.
* * *
Hastaların sorularını cevaplamak ve onlarda ortaya çıkabilecek olası sıkıntıları algılayarak, konuşma ve mimikleri ile hastayı rahatlatıp sakinleştirebilecek bir yetenekte dizayn edilen bu robotlar, aynı zamanda "robotik" konusunda ortaya çıkması muhtemel şu soruları da gündeme getiriyor:
1- İnsanlar, karşılarındakinin insan mı robot mu olduğunu nasıl anlayacaklar?
2 - Robotların insanların işlerini ellerinden alması, insanlarda ne gibi bir tepkiye yol açacak? İnsanlarla robotlar arasında şiddete varan çatışmaların olması durumunda ne olacak?
3 - Robotların günlük hayata bu kadar entegre edilmeleri ve artan nüfusun iş ihtiyacı arasında ortaya çıkması muhtemel olan bu gerilim, robotların bu rutin işlerden ziyade daha spesifik ve bilimsel çalışmalarda istihdamı ile sınırlandırılır ise çözülebilir mi? Ya da böyle bir sınırlama mümkün olabilir mi?
Soruları çoğaltmak mümkün.
Bütün bunları daha iyi anlamak ve robot teknolojisinin geldiği noktayı görmek bakımından, şimdi Scientist dergisi tarafından test edilen ve "Actroid-F" adı verilen bir Japon hastahane robotunun aşağıdaki videosunu izlemeye başlayalım.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Aralık 21, 2011
0 yorum Etiketler: Bilim-Teknik

Posts Relacionados
Kürdistan, Kürdistan über alles!..
Yıllar yılı, kendi geçim derdiyle hemhâl, külfeti kendi sırtına vurulduğu halde, bunca vurguna, bunca soyguna ses çıkarmadan katlanan bu ülkenin sıradan vatandaşları, yüzlerce yıldır "devlet" saygısı sebebi ile, devletin ne kadar maddi ve manevi yükü varsa hep sırtlarına vurulmuşken dahi, yine de seslerini yükseltmeden sabırla beklediler.
Bu emeklerine karşılık bekledikleri ise, sadece ve sadece "huzur" ve "güven" içerisinde yaşayabilmekten ibaretti.Hiç bir zaman bencil olmadılar. Bir fukara gördükleri zaman kendi fukaralıklarını unuttular. "Yok" demeyi ayıp saydılar, gâvur müslüman demediler, Ermeni, Rum demediler, ekmeklerini bölüştüler, yeri geldi canlarını su ettiler ama insanlıklarından, adamlıklarından bir an bile vazgeçmediler. Yine de, "aklı ermez", "Etrak-ı bîidrak" (idraksiz Türkler) denilerek aşağılanmaktan kurtulamadılar!..
Herkes "ben" demeyi kendine hak sayarken, onlar ne zaman "ben" demeye kalksalar binbir yaygara birden koparıldı!. Ne "ırkçılıkları" kaldı, ne "soykırımcılıkları"... Çünkü onlar, ayrı bir "ırk"a mensup olmaktan çok, ayrı bir "insanlık alemine" ait gibiydiler. Batı'nın hiç alışık olmadığı bir "insanlık" alemine! İşte bu yüzden de Batı'nın "burnunun dibinden" uzaklaştırılmalı, yok edilmeliydiler! Eğer yok edilemiyorlarsa, çok ama çok uzaklara sürülmeliydiler. Bunun için de ellerinden gelen ne varsa yaptılar, yapıyorlar!
Tam, sonunda "bitirdik" diye sevinirlerken, yüzlerce yıldır kayıp olan o mavi gözlü "bozkurt" yeniden ortaya çıktı, geldi ve yine milletini düştüğü o ölüm çukurundan yine çekip çıkardı. Yine sevinçleri kursaklarında kaldı. Ama vazgeçmiyorlar, vazgeçmeyecekler! Bu defa da "içten" vurmayı seçtiler! Hem de bu milletin hiç bir zaman ayrılık gayrılık gütmediği, "kardeş" bildikleri içinden "seçtikleri" "kimileri" eliyle!
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Aralık 21, 2011
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak Kürtçülük

Posts Relacionados
18 Aralık 2011 Pazar
"Hitler'in Vasiyeti"
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazar, Aralık 18, 2011
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
14 Aralık 2011 Çarşamba
AKP'nin derdi Bahçeli'yi yine gerdi!..
Devlet Bahçeli'nin bugüne kadar yapıp ettiklerine ve söylediklerine bakıldığında, ortada; "sorumluluk sahibi bir siyasetçi" profilinden çok, yukarıda zikrettiğimiz portrenin var olduğunu görmek zor değil.
Bahçeli ile ilgili düşüncelerimizi yeniden gündeme getirmemizin sebebi ise şu:
Başbakan Erdoğan'ın sağlık durumunda ortaya çıkan beklenmedik bozulma sonrasında AKP içinde başlayan hareketlenme, Bahçeliyi fazlası ile ürkütmüş olmalı ki, bir kaç gün önce Vatan gazetesinden Deniz Güçer'in kendisi ile yaptığı ve 'şike yasası', Fethullah Hoca Cemaati ve AKP arasında yaşanan tartışmalar vb. gibi güncel meselelerin ele alındığı röportajda şunları söylüyor:
"Türkiye’nin bu kadar iç ve dış sorunlarının arttığı bir dönemde, tek başına iktidar olmuş bir partinin kaosa girmesi o partiden ziyade Türkiye’ye zarar verir. Çünkü alternatif hükümetler kurulması bu Meclis yapısıyla mümkün görünmüyor..."
?!!!...
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Aralık 14, 2011
0 yorum Etiketler: Türkiye'de Siyaset ve Siyasi Kültürümüz

Posts Relacionados
1 Aralık 2011 Perşembe
Irak ne alemde?
Topraklarında "kitle imha silahları" olduğu gerekçesi ile Saddam Hüseyin liderliğinde hayatiyetini sürdüren Irak devletini 20 Mart 2003'te işgal etmek için harekete geçen ABD, bu harekât sonrasında mevcut Irak yönetimini devirerek Irak'ı işgal etmiş ve bilâhare Saddam Hüseyin ve yakın çevresini idamla cezalandırarak, bu ülkede kendine göre bir yönetim kurmuştu. Bu işgal sonrasında Irak'taki güçlerini azaltacağını ve Irak'ı "tedricen" boşaltacağını beyan eden ABD'nin arkasında kaos içinde boğuşan bir Irak bırakacağı ise aşikâr. Daha uzun yıllar sükuna kavuşma şansı bırakılmayan Irak'tan gelen son görüntüler ise aşağıda:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Aralık 01, 2011
0 yorum Etiketler: Dünyadan Haberler

Posts Relacionados
28 Kasım 2011 Pazartesi
Kafanız çok mu karışık?
"Okumayan" ve "okutulmayan" bir milletin Atatürk'ü bunlar üzerinden tanımış olması, bu milletin en büyük talihsizliğidir. Onu ve görüşlerini sahiplenir bir görüntü vererek onun görüşleri ile uzaktan yakından bir alâka kurulması mümkün olmayan muhtelif fikirlere dört elle sarılan, o fikirlerin sahiplerini kendilerine "önder" edinen bu insanlar, ülkenin bugünkü durumundan kendilerine düşen sorumluluk payını bir daha düşünmeli, Atatürk'ten ve onun fikirlerinden bu kadar uzağa düşmüş bir milletin bu vaziyetine kendileri tarafından yapılan "katkı"yı artık bir an önce durdurmaları gerektiğini görmelidirler...
Bu düşüncelerimizi bir defa daha tekrar etmemizi sağlayan ve internet mecrasında yayınlanmış bir makalenin okuyucu yorumları bölümünde tesadüf ettiğimiz bir okuyucu yorumunu, bir "hatırlatma notu" olarak buraya almakta doğrusu fayda görüyoruz.
"Klişe" düşüncelerle boğuşup duranlar için bir faydası olmayacaksa da, "ülkesi ve milleti için" doğruyu arayan genç beyinler için önemli bir "hatırlatma" olduğuna inandığımız bu notta, okuyucu şöyle diyor:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Kasım 28, 2011
0 yorum Etiketler: milli siyaset kodlarımız

Posts Relacionados













