5 Haziran 2012 Salı
"Türkiye cahiliye dönemini yaşıyor!"
Şurası muhakkak ki, içeriği değiştirilmiş bir din anlayışı ile berbat bir siyasi argümanın aracı haline gelmiş bulunan bu dogmalar, çorak bırakılmış yamaçlardan aşağıya doğru bir anda kayıp ne varsa silip süpüren bir heyelân gibi her şeyin bir anda üstünü örtebilecek bir potansiyelle çoktan hareketlenmiş ve akıl ve onun ürünü olan bilimselliğin üzerine adeta tonlarca bir ağırlıklıkla çökmeye başlamıştır.
Bu durumun son halini fotoğraflayan ve yaşanan sorunlara dair bize önemli ipuçları verdiğine inandığımız bir röportajın son bölümünü buraya olduğu gibi alarak kayıtlarımıza geçirmeyi gerekli bulduk. Umuyoruz ki, bu konulara kafan yoranlar için gün gelir bir yararı dokunur.
"Türkiye cahiliye dönemini yaşıyor!"
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİPROF. FARUK BİRTEK:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Salı, Haziran 05, 2012
0 yorum Etiketler: 2. Cumhuriyetçiler, Türkiye'nin demokrasisi

Posts Relacionados
30 Mayıs 2012 Çarşamba
HAY AKLINIZIN DİBİNİ SEVEYİM SİZİN!..
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Mayıs 30, 2012
0 yorum Etiketler: Türkiye'de Siyaset ve Siyasi Kültürümüz

Posts Relacionados
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Ah Enver Paşa, vah Enver Paşa...
Herşeye rağmen mücadele azmini kaybetmeyen bu vatansever adamlar, ülkeleri adına birşeyler yapmak için ülke dışında da didinip durdular. Yalnız, şurası da muhakkak ki, böyle bir mücadele için sadece vatansever olmak yetmiyor; bu mücadelenin olayları hakkı ile değerlendirebilecek bir akıl ve yetenekle desteklenmesi de gerekiyor. Aksi halde, o mücadelenin başarı ile neticelenmesi ve "talihinizin yaver gitmesi"(!) imkânsız denecek kadar zordur!
Son zamanlarda, Türkiye siyasetinde gözlenen aşırı dalgalanmalar ve yön arayışları siyasi kadrolarla beraber vatandaşlar arasında da derin fikir ayrılıklarına yol açmakta, bu vesile ile de geçmişte yaşanmış olaylar ve kişiler yeniden ele alınmakta, çünkü taşların yerli yerine oturmadığı düşünülmektedir. Eskilerin dediği üzere, evveliniz neyse, ahiriniz de odur. Öyle ise, demek ki biz şimdi bu anlamda geçmiş hayatımızın ahiretini yaşıyoruz ve bizim bugün yapıp ettiklerimiz de yarın, bizden sonrakilerin ahireti olacaktır. O halde biz, bizim bu günlerde yaşadıklarımızda artı ya da eksi katkısı olanları doğru değerlendirmeli ve sırtımızı kimlere dayadığımıza dikkat etmeli, geçmişten doğru dersler çıkarmalıyız.
Şu halde, yukarıda söylediklerimiz ışığında, "Sarıkamış Hareketi" dahil, bir çok hatalı karara imza atan ama bütün bunlara rağmen bugün bir kısım insanımız tarafından, "kıymeti bilinmemiş, talihi yaver gitmemiş, şanssız bir kahraman" olarak değerlendirilen ve 4 Ağustos 1922 yılında, Türkistan'da Rus Bolşeviklerine karşı adeta "intihar" gibi yaptığı bir saldırıda, henüz 41. yaşında iken hayata veda eden Enver Paşa'nın, kendisini böyle bir sona götüren bu hareketine dayanarak, onun siyasi kişiliği ve vizyonu hakkında bize yeteri kadar fikir verebilecek tarihi bir mektuptan bahsetmeye geçebiliriz.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Mayıs 19, 2012
2 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Afrika ne kadar büyük, hiç merak ettiniz mi?
Dünyanın orta yerinde durup durduğu halde, çoğu zaman nasıl oluyorsa gözlerden uzak kalan ve ancak "açlık" ve "yoksulluk" konuşulduğunda akla gelen, o da yetmiyor gibi çoğu zaman da "Kara Kıta" olarak anılan bu devasa kıtanın gerçekte ne kadar bir büyüklüğe sahip olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?
Zira Afrika kıtası, dünyadaki belli başlı ülke ve kıtalarla karşılaştırıldığında ortaya çok ilginç bir tablo çıkıyor. Bunu anlamak için ise aşağıdaki "karşılaştırmalı" grafik/tabloya bakmak yetiyor:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Mayıs 09, 2012
0 yorum Etiketler: Genel Kültür

Posts Relacionados
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Türk halkının olağanlaşan çaresizliği ve Türkiye'nin demokrasisi
Bu ülkenin siyasi tarihinde ve hatta dünyanın bilinen siyasi tarihinde dahi bir eşine rastlanmayacak bir siyasi yapılanma karşısında, bu yapılanmayı deşifre ederek buna karşı bir türlü bir strateji geliştirememek, ilk anda, parlamentoya girmeyi başarmış iki büyük siyasi partinin muhalefet ettikleri bu siyasi yapıyı hakkı ile deşifre edemediklerini ve dünyaya hakim olan küresel gücün yöntem ve argümanlarını kavrayamadıklarını düşündürüyor. Fakat, öyle görünüyor ki, bu bir "kavrayamama" sorunu olmaktan çok, muhaliflerin ekserisini temsil eden bu muhalefet partilerinin "yeni dünya düzeni"ni çoktan kabul ettiklerini ama asıl "sıkıntı"yı, kendilerini bu "yeni düzen"e adapte etme konusunda yaşadıklarını gösteriyor.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Mayıs 07, 2012
0 yorum Etiketler: Türkiye'nin demokrasisi

Posts Relacionados
25 Nisan 2012 Çarşamba
Sonsuzlukla Kurulan Göbek Bağı:"Karındaki İkinci Beyin"
Hepsi bir yana; bir taraftan gözünü uzayın sonsuzluğuna diken insanoğlu, diğer taraftan bizatihi kendisinin sonsuz derinlikleri dolduracak bilimsel bir hazine olduğunun farkına varıyor. Böylece, bugüne kadar metafizik boyuta ait olduğu varsayılan kimi gerçekleri hisseden fakat izah edemeyen insanoğlu, bu yeni keşifler sonucunda yeni bir bilim zemininde yürümeye hazırlanıyor. Aşağıdaki makale de, işte bu dediklerimizin ne anlama geldiğini daha açık ve daha somut bir şekilde ortaya koyuyor." (A. H. Sezgin)
Bilimin eski gerçeklik çizgisi, her gün bir başka yerinden kırılmaya devam ediyor. On-on beş yıl önce, kafamızdaki beyin dışında, karnımızda ikinci bir beyin daha var diyenin aklından şüphe duyardık mutlaka. İlginç olan şey, bizim bilimi gündelik hayata çok geç geçirdiğimiz gerçeğidir. Zira karındaki ikinci beyin konusunu ortaya atan bilim adamı Prof. Dr. Michael Gershon, The Second Brain kitabını 1998 yılında yazmış. 1998 ile 2011 arasında geçen zaman, iletişim çağının hızlı özellikleri düşünüldüğünde hiç de az değil. Yeni bir cep telefonu çıktığında yıldırım hızıyla çekip yaşantımızın içine alıyoruz da gerçek gelişimi sağlayacak bilimsel konularda taş devri hızına düşebiliyoruz. Bu konuda yazılmış çok az yerli bilgi kaynağı var ve hepsi birbirinin kopyası adeta.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Nisan 25, 2012
0 yorum Etiketler: Bilim-Teknik

Posts Relacionados
11 Nisan 2012 Çarşamba
Türk Solu ve Nazım Hikmet
Evet, bu girizgâhtan sonra gelelim Türk solcularının yerli yersiz, her fırsatta öne çıkardıkları ve "vatan uğruna mücadele vermiş bir kahraman" ilan ettikleri Nazım Hikmet'e... Buna dair, http://devriye.wordpress.com adresli blogda, İbrahim Altuncu imzası ve "Ne ola şu Nazım Hikmet fetişizmi?" başlığı ile yayınlanan ve konuyu bir çok yönü ile ele alan dikkate değer bulduğumuz bir makaleyi, konunun önemine binaen olduğu gibi buraya alıyoruz.
Ne ola şu Nazım Hikmet fetişizmi?
"Türkiye solu başlangıcından bugüne romantik-skolastik doğasını korumaya ısrarla devam ediyor. Bir anlamda modern kültürel hareketler solun ve sağın romantik tavırları ile yoğurulageldi. Her ikisi de aynanın iki tarafında duran bu akımlar edebiyatımızı da etkiledi ve şekillendirdi.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Nisan 11, 2012
0 yorum Etiketler: Türkiye'de Siyaset ve Siyasi Kültürümüz

Posts Relacionados
Medet ya Akıl!..
Atatürk'ün manevi gölgesi altında yıllar yılı barındıkları halde onun nasıl var olduğuna kafa yormamış olanlar, emperyalizmin cehennemi ateşinden yıllardır kendilerini koruyan bu kalkan üzerlerinden kalkınca ne yapacaklarını şaşırır oldular. Yani, bugüne kadar sahip çıkmadıkları, bugün kıymete bindi!.. Şimdi, bir telaşe içinde vatandaşa çağrılar yapıyorlar: "Birleşin!.."
Özgürlüğün olmazsa olmazı olan "vatan" için bir araya gelmek ve bu niyetle çağrı yapmak elbette abes değil. Ama ayda 1 milyondan fazla ziyaretçisi olan bir "ulusalcı" sitede yazan bir yazarın yaptığı çağrının şekline bir bakar mısınız:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Nisan 11, 2012
0 yorum Etiketler: Türkiye'de Siyaset ve Siyasi Kültürümüz

Posts Relacionados














