Din ve etnisite üzerinden siyaset yapmak akıl kârı değildir. Bunları siyasetin içine çekmekten çekinmemenin adı ise cesaret değil, olsa olsa cehalettir!... "Çünkü"sü ise en açık şekli ile Emre Kongar hocanın sözlerinde saklı:
Devamını gör...
"Efendiler!...Her halde âlemde bir hak vardır. Ve hak, kuvvetin üstündedir."
Mustafa Kemal Atatürk

Din ve etnisite üzerinden siyaset yapmak akıl kârı değildir. Bunları siyasetin içine çekmekten çekinmemenin adı ise cesaret değil, olsa olsa cehalettir!... "Çünkü"sü ise en açık şekli ile Emre Kongar hocanın sözlerinde saklı:
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Mart 18, 2013
0 yorum Etiketler: Türkiye'nin demokrasisi

Posts Relacionados
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 15, 2013
0 yorum Etiketler: Dünya Kültüründen...

Posts Relacionados
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 15, 2013
0 yorum Etiketler: 2. Cumhuriyetçiler, Emperyalist bir argüman olarak Kürtçülük, slayt

Posts Relacionados
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Mart 14, 2013
0 yorum Etiketler: Dünyadan Haberler

Posts Relacionados
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazar, Mart 10, 2013
21 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Mart 04, 2013
0 yorum Etiketler: Türkiye'nin demokrasisi

Posts Relacionados
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Şubat 28, 2013
0 yorum Etiketler: milli siyaset kodlarımız, Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
Bugünkü iktidar ana muhalefet partisine hemen her çatışında; "siz ekmeği karneye bağlayan, milleti aç bırakan" bir partisiniz diyor ya, bunun doğruluğuna derhal iman edenlerin çokluğunu da görünce CHP adına değil ama bir hakkı teslim etmek adına, bildiğimiz ve o günleri bire bir yaşamış büyüklerimizden duyduğumuz gerçekleri derli toplu bir araya getirerek paylaşmak artık şart oldu.
CHP'nin halkı ekmeğe muhtaç edecek kadar kötü bir hükumet olduğunu vurgulamak için ikide bir bu iddiayı öne sürenler, ekmeğin karneye bağlanma kararının dünyayı adeta bir ateş topuna çeviren II. Dünya Savaşı nedeni ile alındığı gerçeğini gizlemeyi nedense tercih ediyorlar. Yani şu an maazallah bu çapta bir savaş çıksa, acaba kendileri ne gibi tedbirler alırlardı, o da ayrı mesele!
Gerçi bütün bunlat elbette bilinmeyen şeyler değil ama her biri başka bir yerde, parça-bölük yazıldığı ve derli toplu bir araya getirildiğine en azından benim şahit olamadığım için, bu hususu konu başlığımız çerçevesinde toparlamaya çalışacağım.
Şu kadarını söyleyelim; burada "unutulan" diyemeyiz ama özenle unutturulan bir ayrıntı var. Siyaset yapmak uğruna, bir tarihi gerçekliğin nasıl çarpıtıldığına dair ibretlik bir örnek olmaya aday bir konu olan bu olayın gözlerden kaçırılmaya çalışılan o ayrıntısı ise işte şurada:
1933'de Almanya'da iktidarı ele geçiren Hitler, o tarihten itibaren ülkesini savaşa hazırlamaya başlamış ve bu amaçla ihtiyaç duyduğu hammaddeleri süratle ülkesine ithal etmeye başlamıştı. Bu maddelerden biri de ziraî adı "sorgum" olan, halk arasında ise "akdarı" ya da "cin darısı" olarak bilinen bir tahıl cinsiydi. Zira, akdarı depolanmaya dayanıklı bir tahıldır ve ondan elde edilen un ile yapılan peksimetler de yine aynı şekilde uzun süre dayanan, besleyici özelliği yüksek bir yiyecektir.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Kasım 14, 2012
5 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
Sizi artık ne gücünüz, ne malınız mülkünüz, ne gizli hesaplardaki paranız, gizli ortaklıklarınız, sansürünüz, RTÜK'ünüz, her yıl yenisini yaptırmakla övündüğünüz hapishaneleriniz, eteğinizi öpen basınınız, biat etmiş yargıçlarınız, silah arkadaşları bin bir iftirayla tutuklanırken size topuk selamı veren generalleriniz;
Ne öfke ve kin kusan diliniz, korku filmine dönen çehreniz, yalakalarınız, dalkavuklarınız, jurnalcileriniz, gaz bombalarınız, özel yetkili mahkemeleriniz, 'akilleriniz'...
Allah'ı kandırmak, güya günahlarınızın kefaletini ödeyip sıyırmak amacıyla, halkın parasıyla inşa ettirmeye giriştiğiniz cami-mabed'leriniz..
Hiç birisi kurtaramayacak demektir...