15 Ağustos 2011 Pazartesi

Emperyalist krizlerin sonu savaştır!..

"Liberallik sevdası kara toprakta biter!" de diyebiliriz buna... Çünkü, sürekli bir itiraz içinde bulunduğumuz ve adına "liberal-kapitalist sistem" denilen bu garabet, "doğa"ya aykırı yapısı ile insanlığı ve onun üzerinde yaşadığı dünyayı, dün olduğu gibi bugün de hızla yeni bir felakete doğru sürüklüyor!..


Yapısı gereği, her girişimi dönemsel krizlerle sonuçlanan bu "sistem", kendi ürettiği ama bir türlü içinden çıkamadığı krizlerin üstesinden gelebilmek adına hangi çareye başvursa, o da bir noktadan sonra daha büyük krizlere kapı aralıyor ve üst üste binen krizler küresel çapta "stresin" daha da bir artmasına sebep olmaktan ve sonu ancak "savaşla" giderilebilecek "çözümsüzlükler" yaratmaktan başka bir işe yaramıyor!.. Zira, o güne kadar onun bunun cebinden aşırıp kendi cebine koyduklarından bir zerresini bile geri vermeye yanaşmadan "çözüm"(!) arayan emperyalist kapitalizm, sonuna kadar emdiği bedenlerde kan kalmayınca deliye dönüyor ve cinnet nöbetleri geçirmeye başlıyor!..

Devamını gör...

12 Ağustos 2011 Cuma

"Gıda Harcamaları!.."


Dün akşam açık kalmış televizyonun takılı kaldığı kanallardan birinde, haber saati gelmiş olmalı ki, spiker günün haberlerini okuyor. 


Tam bu esnada, kulağıma şöyle bir cümle çalınıyor:


"Yapılan bir araştırmaya göre, düşük gelir gurubunda olanlar, yüksek gelir gurubunda olanlara göre gıdaya daha çok para harcıyorlar..."...mış!!..

Şimdi, elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin; böyle bir cümlenin zihninizde ilk anda yarattığı görüntü nedir?!.. 

Devamını gör...

11 Ağustos 2011 Perşembe

Dünyayı sarmalayan bir "antimadde kuşağı" keşfedildi


PAMELA uzay aracının antimadde kuşağı keşfi





Dünya'nın etrafını saran bir antiproton kuşağı ilk kez tespit edildi.


10.08.2011 - 12:34

Astrophysical Journal Letters adlı bilimsel dergide yayınlanan bulgu, Dünya'nın manyetik alanının antimadde* parçacıklarını hapsedebileceğini öngören teorik çalışmaları doğruluyor. Çalışmayı gerçekleştiren ekibin açıklamasına göre, Van Allen kuşağı olarak bilinen ve Dünya'nın manyetik alanı tarafından hapsedilen yüklü parçacıklardan oluşan kuşakların arasında az miktarda antiprotondan içeren bir kuşak da bulunuyor.
Araştırmacılar bu miktarın, uygun bir yöntemle, gelecekte uzay araçlarının yakıt gereksinimini karşılamaya yetebileceğini belirtiyorlar.
Antiprotonları tespit eden PAMELA uzay uydusu (Payload for Antimatter Matter Exploration and Light-nuclei Astrophysics) Güneş'ten ve Güneş Sistemi'nin dışından gelen yüksek enerjili parçacıkları (kozmik ışınlar) incelemek amacıyla 2006'da fırlatılmıştı.

Devamını gör...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Somali'de Açlık İstismarı

"Somali'de yaşanan açlığın nedenlerini ve bütün dünyaya yapılan yardım çağrılarının arkasındaki gerçekleri deştiğinizde, karşınıza yine BATI'nın Liberal/Kapitalist yüzü çıkmakta ve toplanan yardım paralarının nasıl bir "rant" çarkına dönüştürüldüğü insanların gözünden ustalıkla saklanmaktadır. 


Somali'de neler yaşandığına bir de bu taraftan bakın diyor ve aşağıdaki makale ile sizleri baş başa bırakıyoruz." 


Rasna Warah - Pambazuka News
(Çeviri : Sedef Özgönül)


Rasna Warah iyi işleyen bir merkezi hükümetin yokluğunda, ‘Somali aslında yardım kuruluşları tarafından yönetiliyor ve kontrol ediliyor’ diye yazıyor.


Ancak bu global haber şebekeleri ya da ‘yaşamaları Kenya aracılığıyla yakında Somali’ye akacak bağış paralarına dayalı olan yardım çalışanları’ tarafından anlatılması muhtemel olmayan bir hikayedir.


Kuzey Kenya ve Somali’de ki açlık hakkındaki gerçek hikayenin, Dadaab kampında CNN için kıtlık “raporu”nu bildiren genç bir dış yardım görevlisini izlediğimde muhtemelen hiç anlatılmayacağını biliyordum.


Genç beyaz kadın açıkça kurumunu tanıtmak için CNN’de görünme fırsatını kullanmak için hazırlanmış, üzerinde OXFAN kelimesi olan bir t-shirt giymişti.

Devamını gör...

I. Dünya Savaşını bize kaybettiren büyük hatamız!..


"BOP İslamı"nın modifiyeli mücahitleri!." başlıklı makalemizle bağlantılı olarak bugün de, I. Dünya savaşından "umulmadık kayıplarla" çıkmamıza sebep olan Filistin cephesindeki çözülmenin nedenleri üzerinde duracağız. 


Hatırlanacağı üzere, Mustafa Kemal'in de görev yaptığı bu cephe, bütün bir Arabistan ve Yemen'deki kıt'alarımızın bağlı bulunduğu Dördüncü Ordu'nun komuta merkezi olması sebebi ile, çöküşü Arap yarımadasındaki hakimiyetimizi de büyük bir hızla kaybetmemize neden olmuştu.. 


Bu durumdan Mustafa Kemal'i sorumlu tutan ve çöküşün faturasını ona çıkarmaya çalışan malûm odaklar, bütün bunların "danışıklı" bir şekilde Mustafa Kemal ile İngilizler arasında önceden kararlaştırılmış bir hareket tarzı olduğunu ve Mondros mütarekesine giden yolun, böylece bilerek(!) açılmış olduğunu iddia ediyorlar! İşte biz de bugün burada hem hiç bir mesnedi olmayan bu iddiaları, hem de bu vesile ile bugüne kadar üzerinde çok durulmamış olan ama Osmanlığı imparatorluğunun beklenenden çok daha hızla ve çok daha büyük kayıplarla çökmesine sebep olan "yanlışlar zinciri"ni masaya yatırmak istiyoruz.


Bir kere baştan şunu belirtmeliyiz ki, Filistin Cephesinin çöküşünü inceleyerek bundan bir sonuç çıkarmak isteyenler, (diğer her türlü tarihi olaylarda da geçerli olduğu üzere) önce, bu çöküşü hazırlayan sebepleri ele alarak işe başlamak durumundadırlar. Aksi durumda, olayları sadece o anki eylem ve kararlara bakarak değerlendirmek,  sadece bir "durum tespiti" yapmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir. Yok, maksat; ortaya çıkan "sonuçları", sebepleri ile değerlendirerek, akıp giden zaman içindeki hadiseleri birbiri ile sağlıklı bir şekilde bağlayıp bundan bir ders çıkarmak değil de, birilerini karalamak ve kendi siyasi görüşlerine malzeme sağlamak ise, "statik" bir tarih anlayışı bu türden bir çarpıtmalar elde etmek için hiç şüphesiz daha elverişli bir yoldur. Tabii ki, bu yolu tercih etmekle elde edeceğinizi düşündüğünüz çıkarın foyasının er ya da geç bir gün döküleceğini göze alabiliyorsanız!..


Şimdi, gelelim konumuza:


Devamını gör...

8 Ağustos 2011 Pazartesi

"BOP İslamı"nın modifiyeli mücahitleri!..

ATATÜRK İNGİLİZLERLE ANLAŞMIŞMIŞ!!..


"Pek çok safdil zanneder ki, Türkiye Kurtuluş Savaşı ile kurulmuş bir devlettir…


Ve yine o pek çok safdil şu soruya cevap veremez; “İngilizler nasıl olur da tek kurşun atmadan İstanbul gibi dünyanın kalbi bir şehri terk eder?..”


Yukarıdaki satırlar, internet medyası olarak adlandırılan binlerce haber sitesinden birinden, bir sözde haber(!) (ama bana göre bir "kara propaganda") sitesinden alınmıştır. Bu günlerde ortaya atılan bu "iftira"yı daha çok fazlası ile duyacağımızdan şüpheniz olmasın!.. Bir merkezden verilen talimat ile harekete geçenler, Türkiye Cumhuriyeti hakkındaki duygu ve düşünceleri herkesin malûmu olan Ermeni asıllı bir tarihçi(!) tarafından "tarih" diye uydurulan bu türden iftiralara, bugünlerde nedense pek bir "candan" sarılıyorlar?!.. 


Efendim, bunların sarıldıkları iddianın özeti şu:


"Mustafa Kemal, güya I. Dünya Savaşı esnasında İngilizler ile gizlice anlaşmış da, bizi Mondros mütarekesine zorlayan önemli bir amil olan Filistin cephesinde savaşı kaybetmemizi bilerek sağlamış da, böylece Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünün yolunu açmış, biz de böylece Mondros mütarekesini imzalamak zorunda kalmışız!!.."


Ermeni-BOP'çu Müslüman(!) ittifakından doğsa doğsa ancak işte böyle bir "ucube" doğar!.. 


Bu sözde müslüman, "BOP İslamı"nın modifiyeli mücahit(!)lerinin büyük bir iştiha ile yaydıkları bu yalanlara atlamaya amade sazanlar, "vayy be!" demeden önce şu gerçekleri bilsinler diye yazıyorum ki:

Devamını gör...

3.5 Dakikada Dünya ve İnsan!..

Devamını gör...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Dünya Emek Piyasası(!)ndan Görüntüler...

Endonezya'nın CEHENNEM İŞÇİLERİ...!!

Endonezya'nın Java adasındaki Kawah Ijen volkanik krater gölünde "kükürt" işçileri canları pahasına çalışıyor. Her gün yaklaşık 200 madenci, volkanik gölün hemen yanında günde 7’yle 10 dolar arasında para kazanabilmek için 'cehennem işçiliği' yapıyorlar...

Hidrojen klorür ve sülfürik asit dolu Kawah Ijen volkanik krater 
Polipropilen boruların bakım çalışmaları
Borulardan sarı/kırmızı renkli bir sıvı halinde, erimiş olarak bayıltıcı bir gazla birlikte dışarı akan kükürt, yavaş yavaş soğutularak erimiş kükürt sertleştirilirmelidir.

Devamını gör...
 

"Allahsız Oğlu Allahsız"

Firavunların Laneti ile Damgalandı: "Allahsız Oğlu Allahsız" - Açık İstihbarat

Sizi artık ne gücünüz, ne malınız mülkünüz, ne gizli hesaplardaki paranız, gizli ortaklıklarınız, sansürünüz, RTÜK'ünüz, her yıl yenisini yaptırmakla övündüğünüz hapishaneleriniz, eteğinizi öpen basınınız, biat etmiş yargıçlarınız, silah arkadaşları bin bir iftirayla tutuklanırken size topuk selamı veren generalleriniz;

Ne öfke ve kin kusan diliniz, korku filmine dönen çehreniz, yalakalarınız, dalkavuklarınız, jurnalcileriniz, gaz bombalarınız, özel yetkili mahkemeleriniz, 'akilleriniz'...

Allah'ı kandırmak, güya günahlarınızın kefaletini ödeyip sıyırmak amacıyla, halkın parasıyla inşa ettirmeye giriştiğiniz cami-mabed'leriniz..

Hiç birisi kurtaramayacak demektir...

Devamı...

Perdenin arkasında hava kötü

Sürece Diyarbakır'dan bakınca...


Örgütün gizli ajandasını anlamamız
için son iki gün içinde yerinde teyit ettiğim üç noktayı kayda geçeyim:

1- Örgüte katılım artıyor.Yeni yapıda rol almak için dağa çıkanlar artıyor. Burada örgütün şöyle bir taktiği var. Çekilme adı altında gidenlerin ciddi bir kısmı bu yeni katılımlar. Bir yandan da tecrübeliler içeride bekletiliyor. Hem bölgedeki koordinasyonu yapıyorlar hem de olası bir yol kazası sonrası çatışmaya hazır bekliyorlar. Plana göre ekime kadar tecrübeliler çıkmayacak. Sonra da kar kış bahanesiyle kalmaya çalışacaklar.

2- PKK ağır silahlarını ve bombaları belli bölgelerde depoladı.
Etraflarını da bubi tuzakları ve mayınlarla çevirdi. Dolayısıyla ihtiyaç halinde lojistik sorunu yaşamayacak. Asker bir şekilde buralara girmek isterse de ağır zayiat verecek.

3- Örgüt bu süreci legalleşme dönemi olarak gördüğü için önceki gün yeni bir kampanyanın startını verdi. Bundan sonra herkes evine ve işyerine Öcalan posterleri asacak.

4- Örgüt uyuşturucu ekimine hız vermiş. Diyarbakır kırsalı esrar tarlalarıyla dolu. Diyarbakır neredeyse suç ihraç ediyor. 'Nasıl olsa çözüm sürecindeyiz operasyon olmaz' diye köylüleri de baskı altına almışlar.

Başka örnekler de vermek mümkün. Yani örgüt bir yandan çözüm/barış diyor ama öbür taraftan başka bir ajandanın yol haritasını uyguluyor.