10 Ağustos 2011 Çarşamba

Somali'de Açlık İstismarı

"Somali'de yaşanan açlığın nedenlerini ve bütün dünyaya yapılan yardım çağrılarının arkasındaki gerçekleri deştiğinizde, karşınıza yine BATI'nın Liberal/Kapitalist yüzü çıkmakta ve toplanan yardım paralarının nasıl bir "rant" çarkına dönüştürüldüğü insanların gözünden ustalıkla saklanmaktadır. 


Somali'de neler yaşandığına bir de bu taraftan bakın diyor ve aşağıdaki makale ile sizleri baş başa bırakıyoruz." 


Rasna Warah - Pambazuka News
(Çeviri : Sedef Özgönül)


Rasna Warah iyi işleyen bir merkezi hükümetin yokluğunda, ‘Somali aslında yardım kuruluşları tarafından yönetiliyor ve kontrol ediliyor’ diye yazıyor.


Ancak bu global haber şebekeleri ya da ‘yaşamaları Kenya aracılığıyla yakında Somali’ye akacak bağış paralarına dayalı olan yardım çalışanları’ tarafından anlatılması muhtemel olmayan bir hikayedir.


Kuzey Kenya ve Somali’de ki açlık hakkındaki gerçek hikayenin, Dadaab kampında CNN için kıtlık “raporu”nu bildiren genç bir dış yardım görevlisini izlediğimde muhtemelen hiç anlatılmayacağını biliyordum.


Genç beyaz kadın açıkça kurumunu tanıtmak için CNN’de görünme fırsatını kullanmak için hazırlanmış, üzerinde OXFAN kelimesi olan bir t-shirt giymişti.

Devamını gör...

I. Dünya Savaşını bize kaybettiren büyük hatamız!..


"BOP İslamı"nın modifiyeli mücahitleri!." başlıklı makalemizle bağlantılı olarak bugün de, I. Dünya savaşından "umulmadık kayıplarla" çıkmamıza sebep olan Filistin cephesindeki çözülmenin nedenleri üzerinde duracağız. 


Hatırlanacağı üzere, Mustafa Kemal'in de görev yaptığı bu cephe, bütün bir Arabistan ve Yemen'deki kıt'alarımızın bağlı bulunduğu Dördüncü Ordu'nun komuta merkezi olması sebebi ile, çöküşü Arap yarımadasındaki hakimiyetimizi de büyük bir hızla kaybetmemize neden olmuştu.. 


Bu durumdan Mustafa Kemal'i sorumlu tutan ve çöküşün faturasını ona çıkarmaya çalışan malûm odaklar, bütün bunların "danışıklı" bir şekilde Mustafa Kemal ile İngilizler arasında önceden kararlaştırılmış bir hareket tarzı olduğunu ve Mondros mütarekesine giden yolun, böylece bilerek(!) açılmış olduğunu iddia ediyorlar! İşte biz de bugün burada hem hiç bir mesnedi olmayan bu iddiaları, hem de bu vesile ile bugüne kadar üzerinde çok durulmamış olan ama Osmanlığı imparatorluğunun beklenenden çok daha hızla ve çok daha büyük kayıplarla çökmesine sebep olan "yanlışlar zinciri"ni masaya yatırmak istiyoruz.


Bir kere baştan şunu belirtmeliyiz ki, Filistin Cephesinin çöküşünü inceleyerek bundan bir sonuç çıkarmak isteyenler, (diğer her türlü tarihi olaylarda da geçerli olduğu üzere) önce, bu çöküşü hazırlayan sebepleri ele alarak işe başlamak durumundadırlar. Aksi durumda, olayları sadece o anki eylem ve kararlara bakarak değerlendirmek,  sadece bir "durum tespiti" yapmaktan öte bir mana ifade etmeyecektir. Yok, maksat; ortaya çıkan "sonuçları", sebepleri ile değerlendirerek, akıp giden zaman içindeki hadiseleri birbiri ile sağlıklı bir şekilde bağlayıp bundan bir ders çıkarmak değil de, birilerini karalamak ve kendi siyasi görüşlerine malzeme sağlamak ise, "statik" bir tarih anlayışı bu türden bir çarpıtmalar elde etmek için hiç şüphesiz daha elverişli bir yoldur. Tabii ki, bu yolu tercih etmekle elde edeceğinizi düşündüğünüz çıkarın foyasının er ya da geç bir gün döküleceğini göze alabiliyorsanız!..


Şimdi, gelelim konumuza:


Devamını gör...

8 Ağustos 2011 Pazartesi

"BOP İslamı"nın modifiyeli mücahitleri!..

ATATÜRK İNGİLİZLERLE ANLAŞMIŞMIŞ!!..


"Pek çok safdil zanneder ki, Türkiye Kurtuluş Savaşı ile kurulmuş bir devlettir…


Ve yine o pek çok safdil şu soruya cevap veremez; “İngilizler nasıl olur da tek kurşun atmadan İstanbul gibi dünyanın kalbi bir şehri terk eder?..”


Yukarıdaki satırlar, internet medyası olarak adlandırılan binlerce haber sitesinden birinden, bir sözde haber(!) (ama bana göre bir "kara propaganda") sitesinden alınmıştır. Bu günlerde ortaya atılan bu "iftira"yı daha çok fazlası ile duyacağımızdan şüpheniz olmasın!.. Bir merkezden verilen talimat ile harekete geçenler, Türkiye Cumhuriyeti hakkındaki duygu ve düşünceleri herkesin malûmu olan Ermeni asıllı bir tarihçi(!) tarafından "tarih" diye uydurulan bu türden iftiralara, bugünlerde nedense pek bir "candan" sarılıyorlar?!.. 


Efendim, bunların sarıldıkları iddianın özeti şu:


"Mustafa Kemal, güya I. Dünya Savaşı esnasında İngilizler ile gizlice anlaşmış da, bizi Mondros mütarekesine zorlayan önemli bir amil olan Filistin cephesinde savaşı kaybetmemizi bilerek sağlamış da, böylece Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünün yolunu açmış, biz de böylece Mondros mütarekesini imzalamak zorunda kalmışız!!.."


Ermeni-BOP'çu Müslüman(!) ittifakından doğsa doğsa ancak işte böyle bir "ucube" doğar!.. 


Bu sözde müslüman, "BOP İslamı"nın modifiyeli mücahit(!)lerinin büyük bir iştiha ile yaydıkları bu yalanlara atlamaya amade sazanlar, "vayy be!" demeden önce şu gerçekleri bilsinler diye yazıyorum ki:

Devamını gör...

3.5 Dakikada Dünya ve İnsan!..

Devamını gör...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Dünya Emek Piyasası(!)ndan Görüntüler...

Endonezya'nın CEHENNEM İŞÇİLERİ...!!

Endonezya'nın Java adasındaki Kawah Ijen volkanik krater gölünde "kükürt" işçileri canları pahasına çalışıyor. Her gün yaklaşık 200 madenci, volkanik gölün hemen yanında günde 7’yle 10 dolar arasında para kazanabilmek için 'cehennem işçiliği' yapıyorlar...

Hidrojen klorür ve sülfürik asit dolu Kawah Ijen volkanik krater 
Polipropilen boruların bakım çalışmaları
Borulardan sarı/kırmızı renkli bir sıvı halinde, erimiş olarak bayıltıcı bir gazla birlikte dışarı akan kükürt, yavaş yavaş soğutularak erimiş kükürt sertleştirilirmelidir.

Devamını gör...

30 Temmuz 2011 Cumartesi

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ ÇERÇEVESİNDE PETROLÜN YENİDEN DAĞILIMI

"Lider, halkının seviyesine inen değil, halkını kendi seviyesine çekebilen insana denir" sözünü boşa çıkarmak, epey bir zamandır bu ülkedeki kimi insanlar için adeta kutsal bir vazife gibi kabul edilir oldu. 


Kendi çapını genişletmeye çalışmak yerine, dünyayı ısrarla kendi çapı içine sığdırmaya çalışan ve böyle bir zihin yapısı ile bir milletin kaderini tayin etmek cüret ve cesaretini dahi kendinde rahatlıkla bulabilen insan sayısı, kendilerine gösterilen rağbete paralel bir şekilde artmaya devam etmekte... 


Daha kendi konumunu tayin etmekten aciz iken uluslarası arenada "fink"(!) atmaya kalkmak, her ne kadar içerideki "çapdaşlar"ın "şakşakçılık" hislerini tetikleyerek taraflar arasında geçici bir "hoşluk hissi" yaratsa  da, neticesinin; yıkım değil hüsranla sınırlı, telafi edilebilir bir hata boyutunda olmasını şiddetle temenni ettiğimiz bu "aymazlığın" gerçek boyutunu bize gösteren aşağıdaki makaleyi, biz de "görmek isteyen" gözlerin dikkatine tekraren sunmakla kendimizi vazifeli sayıyor ve burada yayınlıyoruz..


GİRİŞ:


13 Ağustos 2008


Enerji sektöründe uluslararası ve ulusal planlar, 4-5 yıllık seçim süreleri göz önüne alınarak, ya da seçim yatırımları, kişisel çıkarlar gözetilerek yapılmaz. Onlarca yıl sonrası için, hatta bir yüzyılı şekillendirecek, gereğinde dünya siyasal coğrafyasını değiştirecek şekilde yapılır; birileri tarafından yapılıyor da. Enerji planlarında en kısa süre, denetim altında tutulan rezervlerin tüketilmesi sürecidir. Bu nedenle, şark tipi politikacının seçimden seçime yönlendirdiğini sandığı politikalar, dünya enerji politikalarını kavrayabilecek, uzun vadede ülke çıkarlarını, hatta bağımsızlığını koruyabilecek basiretten uzak kalır.

Devamını gör...

29 Temmuz 2011 Cuma

Okyanus tabanında büyük keşif !

Japonya, Pasifik’te ‘teknoloji hazinesi’ buldu

Evren Gülyaşar yazdı


Japon araştırmacılar, Çin’in tekelinde bulunan ve neredeyse tüm teknolojik cihazlarda kullanılan elementleri Pasifik Okyanus’unda buldu. Dünya rezervi 110 milyon tonken, bulunan element miktarının 100 milyar ton olduğu tahmin ediliyor. Bu elementler iPhone’dan iPad’e kadar hemen her yüksek teknolojik üründe kullanılıyor.


Jeologların tahminlerine göre Pasifik Okyanus’unun çamurla kaplı zemininde 100 milyar ton az bulunan element bulunuyor. Çin şu anda ileri teknoloji ürünlerinde kullanılan ve dünya üzerinde çok az bulunan elementlerin yüzde 97’sini üretiyor.


Uzmanlara göre Pasifik’te gerçekleştirilen keşif Çin’in bu konudaki etkinliğine son verebilir. İngiliz gazetesi Nature Geoscience’da yer alan haberde araştırmayı yürüten bilim insanlarının başında yer alan Tokyo Üniversitesi’nden Yasuhiro Kato, okyanus dibinde tam 78 noktada mineralleri bulduklarını açıkladı.

Devamını gör...

27 Temmuz 2011 Çarşamba

NEREYE KADAR?!..

Ülke ekonomisi hakkındaki değerlendirmeleri; “ne ararsan bulunuyor…” kriterinden ibaret olanlar, ülkenin başındakilerin de kendileri gibi düşündüğünü gördükçe, burunlarının dibine kadar gelip dayanmış bir tehlikeyi işaret edenlere, “muhalefet yapıyorlar işte akıllarınca!” diyerek burun kıvırmaya devam etseler de, üretmeden yemenin, borçlanarak yaşamanın acı faturasını, “küresel entegrasyon” yalanının rüzgârına kapılarak ülkenin kapısını ardına kadar dışarıya açanlar değil, yine bu milletin fakir fukarası ve zaten zar zor ayakta durmaya çalışan küçük sanayicisi, esnafı ve çiftçisi ödeyecek!..


Unutulmasın ki, daha bundan on yıl önce, “yeni küresel nizam” gereği bu ülkede on milyar dolar cari açıktan “istifade edilerek” büyük bir ekonomik “kriz çıkarıldı” ve sadece milli varlıklarımız değil, “siyasi iktidar” da el değiştirdi!.. Bugünkü cari açığımız 68 Milyar dolara kadar gelip dayanmış ise, meselenin vahametini varın siz hesap edin!..


Yukarıdaki düşünceden hareketle ekonomiyi çoktan çözmüş(!) vatandaşlarımızın yanı sıra, ekonomiyi, “döviz, faiz ve borsa”dan ibaret zannedip, cafcaflı kravatlar takarak büyük televizyon kanallarına çıkan uzman(!)ların sabah akşam yaptıkları “indi çıktı” muhabbetlerine bakıp bakıp, bir gün elbet bana da bir şeyler düşer umudu ile ömür ve servet tüketen kimi uyanık vatandaşlarımıza da söyleyecek bir çift sözümüz var: Olması mukadder olan, ancak “zamanını”(!) bekleyen bu büyük kriz, sadece “ekonomik kayıplar” verilerek kurtulunamayacak kadar büyük olacaktır ve bu defa karşılığında bu ülkeden çok daha vahim bedeller talep edecektir. Bu bedelin ne olacağını merak edenler ise, bu sorunun cevabını bir zahmet; bugünlerde kendi kendilerine “özerklik” ilan edip, nara atarak devlete millete sövenlerin “cüretlerinde” arasınlar!..


Merkez Bankamız tıka basa döviz mi dolu?

Devamını gör...
 

"Allahsız Oğlu Allahsız"

Firavunların Laneti ile Damgalandı: "Allahsız Oğlu Allahsız" - Açık İstihbarat

Sizi artık ne gücünüz, ne malınız mülkünüz, ne gizli hesaplardaki paranız, gizli ortaklıklarınız, sansürünüz, RTÜK'ünüz, her yıl yenisini yaptırmakla övündüğünüz hapishaneleriniz, eteğinizi öpen basınınız, biat etmiş yargıçlarınız, silah arkadaşları bin bir iftirayla tutuklanırken size topuk selamı veren generalleriniz;

Ne öfke ve kin kusan diliniz, korku filmine dönen çehreniz, yalakalarınız, dalkavuklarınız, jurnalcileriniz, gaz bombalarınız, özel yetkili mahkemeleriniz, 'akilleriniz'...

Allah'ı kandırmak, güya günahlarınızın kefaletini ödeyip sıyırmak amacıyla, halkın parasıyla inşa ettirmeye giriştiğiniz cami-mabed'leriniz..

Hiç birisi kurtaramayacak demektir...

Devamı...

Perdenin arkasında hava kötü

Sürece Diyarbakır'dan bakınca...


Örgütün gizli ajandasını anlamamız
için son iki gün içinde yerinde teyit ettiğim üç noktayı kayda geçeyim:

1- Örgüte katılım artıyor.Yeni yapıda rol almak için dağa çıkanlar artıyor. Burada örgütün şöyle bir taktiği var. Çekilme adı altında gidenlerin ciddi bir kısmı bu yeni katılımlar. Bir yandan da tecrübeliler içeride bekletiliyor. Hem bölgedeki koordinasyonu yapıyorlar hem de olası bir yol kazası sonrası çatışmaya hazır bekliyorlar. Plana göre ekime kadar tecrübeliler çıkmayacak. Sonra da kar kış bahanesiyle kalmaya çalışacaklar.

2- PKK ağır silahlarını ve bombaları belli bölgelerde depoladı.
Etraflarını da bubi tuzakları ve mayınlarla çevirdi. Dolayısıyla ihtiyaç halinde lojistik sorunu yaşamayacak. Asker bir şekilde buralara girmek isterse de ağır zayiat verecek.

3- Örgüt bu süreci legalleşme dönemi olarak gördüğü için önceki gün yeni bir kampanyanın startını verdi. Bundan sonra herkes evine ve işyerine Öcalan posterleri asacak.

4- Örgüt uyuşturucu ekimine hız vermiş. Diyarbakır kırsalı esrar tarlalarıyla dolu. Diyarbakır neredeyse suç ihraç ediyor. 'Nasıl olsa çözüm sürecindeyiz operasyon olmaz' diye köylüleri de baskı altına almışlar.

Başka örnekler de vermek mümkün. Yani örgüt bir yandan çözüm/barış diyor ama öbür taraftan başka bir ajandanın yol haritasını uyguluyor.