Devamını gör...
3 Haziran 2017 Cumartesi
Alınan rüşvetler Türkiye'nin güvenliğini tehdit ediyor!
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Haziran 03, 2017
0 yorum Etiketler: Milli Güvenlik Meselelerimiz

Posts Relacionados
21 Mayıs 2017 Pazar
"El Salvador Modeli" nedir?
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazar, Mayıs 21, 2017
0 yorum Etiketler: Emperyalist Kültür ve Politikalar

Posts Relacionados
4 Mart 2017 Cumartesi
'Kuzey Irak, 2 Sene İçinde Türkiye'ye Katılacak'
Ya da Yiğit Bulut efendinin deyişi ile "Türkiye'nin genleşmesi"nin kısa hikayesi:
Başından beri söylediğimiz bu, Irak'ın kuzeyi önce Türkiye'ye katılacak (Nasrettin hocanın kazanı doğurtması misali), ortalık sevinçten "yeni Osmanlı" nidaları ile inleyecek. Zat-ı muhterem başkanlıktan aldığı yetki ile Diyarbakır'ı (aradaki 3-5 vilayeti de içine katarak) K.Irak'ın başkenti (ya da kendi deyişi ile "Güneydoğu'nun yıldızı") ilan edecek. Daha sonra da Barzani "vazgeçtim, ben oynamıyorum" deyince de Diyarbakır'da onunla beraber gidecek! Yani, daha önce kazanın doğurmasına sevinenler, sonrasında "yahu hiç kazan ölür mü" dahi diyemeyecekler!..
Osmanlıcık gazı ile Türkiye'yi BOP projesine uygun olarak (kibar ve "bilimsel" ve cafcaflı deyiş ile) "yeniden dizayn" etmek!
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Mart 04, 2017
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak "Kürtçülük", Milli Güvenlik Meselelerimiz

Posts Relacionados
3 Şubat 2017 Cuma
Mustafa Kemal'i beğenmeyenlere...
Apaçık bir şekilde önümüzde duran yakın tarih belgelerini dahi görmezden gelen, bu tarihi argümanları değerlendirme yetenek, iz'an ve vicdanından mahrum bulunduğuna şüphe duymadığımız bu güruhun önüne hangi belgeyi koyarsanız koyun, o yine bildiğini okumaya devam ediyor.
Bu yüzden, ben bildiklerimi belgelere dayanarak paylaşıyor ve bu tipleri ikna etmek gibi kendime bir misyon yüklemediğimi bu vesile ile beyan etmiş oluyorum.
Bu güruha verilecek en güzel cevabı, değerli (yasaklı) gazeteci Hayrullah Mahmud Özgür vermiş, buraya onun bir makalesinden ilgili satırları alıyor ve madem Mustafa Kemal'i beğenmiyorsunuz, öyleyse onda kusur aramadan önce, buyrun bunlara cevap verin diyorum:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Şubat 03, 2017
0 yorum Etiketler: Türkiye'de Siyaset ve Siyasi Kültürümüz

Posts Relacionados
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Enver Paşa'nın gözünde Türk askeri
Daha önce de yazmıştık;
Enver Paşa'ya ilgi son zamanlarda bir hayli arttı.
İnsanların kendi tarihlerine olan ilgilerinin arttığını görmek gerçekten memnuniyet verici.
Lâkin, gönül isterdi ki, bu "ilgi", kimi malûm odakların samimiyetsiz ve maksatlı "sevgi"lerinden kaynaklanmamış olaydı!
Ama ne yazık ki birdenbire ortaya çıkan bu abartılı Enver Paşa sevgisi de böyle mihrakları ürünü, sakat bir sevgi!
Maksatları, bin türlü iftira ve çarpıtmalarla yıkamadıkları Mustafa Kemal'i, bu defa da yeni icat ettikleri bu yöntemle; onun Türk semalarında hâlâ parlamakta olan yıldızını sözümona körelterek ve onu bilhassa "milliyetçi" ve "Türkçü" kesimlerin gözünden düşürüp yerine Enver Paşa'yı koyarak, Türkler arasına böylece yeni bir nifak daha sokmaktır.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Ağustos 29, 2016
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
27 Haziran 2016 Pazartesi
Bir kitap ve düşündürdükleri...
“Batı’nın üstünlüğü”nü kabul etmemizin üzerinden herhalde şöyle böyle iki asırdan fazla bir zaman geçmiş olsa gerek. Kendi kültürünü dolaş dokuz ede ede nihayetinde ipin ucunu da kaybeden bu toplum, karman çorman olmuş bir örgü çilesine dönen bu kültür yumağını sabırla çözmeyi faydasız bulmuş olmalı ki, o zamandan bu yana Batı’dan gelen her ne varsa ona “şifalı ot” muamelesi yapmayı ve kendini bu şekilde sözümona “rehabilite” etmeyi “tek yol” olarak görmeye devam ediyor.
Bu satırları bana yazdıran şey ise son zamanlarda "sosyal medya"da yeni bir "heyecan dalgası" yaratan, Japonya'da başlayıp dünyaya yayılan "minimalist yaşam tarzı"na dair yoğun paylaşımlar ve ‘yeni bir şey var mı?’ diye geçenlerde göz attığım bir kitap satış sitesinde rastladığım bir kitaptır:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Haziran 27, 2016
0 yorum Etiketler: İslamiyet ve din kültürümüz, Milli Kültür

Posts Relacionados
20 Nisan 2016 Çarşamba
Böyle buyurdu gafil!..
Geçenlerde, youtube kanalında rastladığım bir videoyu izlerken ilginç bir hadiseye denk geldim:
Uzaktan kalıbına baktığınızda eniyle boyuyla adam görüntüsü veren ve kendine iftiharla peygamber olarak kabul ettiği o yüce şahsiyetin aslında birinci sınıf bir devrimci olduğundan bile bîhaber bir "muhafazakâr?" ve ayrıca da "Osmanlıcı" olmakla kendini öne çıkaran biri, İstanbul'un bir yerinde, bir salon dolusu gence bir konuda konferans veriyor ve konuşmasının bir yerinde:
"Bakın gençler; ben şimdi burada konuşuyorsam bunu atamız Fatih Sultan Mehmet'e borçlu değil miyim? O burayı almamış olsa, ne ben, ne de siz burada olacaktınız. Ve burası muhtemelen şu an Yunanlıların elinde olacaktı, düşünebiliyor musunuz?..."
diyor. Bunu derken de bir yandan gayet manidar bir şekilde kafa sallıyor, diğer yandan da gözlerini kısarak izleyicilerine hüzün bakışlar atıyor!...
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Nisan 20, 2016
0 yorum Etiketler: Milli Kültür

Posts Relacionados
19 Nisan 2016 Salı
Köy Enstitüleri demişken...
Genç Türkiye Cumhuriyetinin, milletini çağdaş uygarlık seviyesine mümkün olabilecek en hızlı yoldan ulaştırmak için çare olarak düşündüğü Köy Enstitüleri, bugün geldiğimiz noktadan baktığımızda şüphesiz maksadına çok uygun düşen, başarılı bir girişimdi. Fakat, mateessüf devam ettirilemedi.
Köy Enstitüleri için her ne kadar “ilkokul öğretmeni yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile açılmış okullardır” denilse de. Bu fikrin, Atatürk’e ve fikirlerine sonuna kadar bağlılığı ile öne çıkan ve 1935 yılında başladığı Milli Eğitim Bakanlığı görevini, 26 Aralık 1938’e kadar sürdüren ve bu tarihte görevinden istifa eden Saffet Arıkan’a ait olduğunu anlıyoruz.
İşte bu; son derece başarılı ve gerekli bir kurum olan köy enstitülerinin neden “devam ettirilmediğini” anlamaya çalıştığımızda, bu nedenler bizi, önce Atatürk’ün kafasında ve fikirlerinde bulunan “nasıl bir cumhuriyet” sorusuna verdiği cevapları ve onun ölümü ile fikirlerinin nasıl dışlandığını anlamaya mecbur kılıyor. Başka bir deyişle; köy enstitülerinin neden ortadan kaldırıldığı konusunu cevaplamak için Atatürk’ün ölümünün hemen ardından gelişen siyasi hareketlenmeyi ve bu hareketliliğin başını çeken “ikinci adam” İsmet İnönü’nün Atatürk’ün fikir ve düşüncelerini nasıl aşama aşama devre dışı bıraktığını ve hem Türkiye Cumhuriyetinin geleceğini, hem de uzunca bir dönem Türkiye Cumhuriyetinin kaderini elinde tutan Cumhuriyet Halk Partisinin halk nezdindeki itibarını nasıl tehlikeye attığını görmek ve anlamak gerekiyor.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Salı, Nisan 19, 2016
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar, Türkiye'de Siyaset ve Siyasi Kültürümüz

Posts Relacionados











