"Mübtelâ olmak", malûm; "kötü" ama aynı zamanda insana "keyif" veren bir şeylere düşkün ve bağımlı olmak anlamında kullanılan eski bir deyiştir. Bu durum insanda, sigara, alkol, uyuşturucu vb. maddelere "bağımlılık" şeklinde tezahür edebileceği gibi, ruha yerleşmiş ve onun "fikrî" yapısını alttan alta bozan manevi bir virüsün etkisi altındaki ruhların gösterdikleri "davranış" şeklilleri olarak da kendisini gösterebilmektedir. Bu duruma; "öğrenme ihtiyacı" içinde olmamaya müptelalık, "dinlememek" müptelalığı, "bildiğinden şaşmamak", kendisine bir şeyler anlatmaya çalışan birini "önemsememek" ve "karşıdakinin bilerek ve isteyerek, saygısızca sözünü kesmek" vb. gibi müptelalıklar örnek olarak verilebilir. Bunların müptelası olmak, insana her ne kadar "keyif" verse de, bu keyfin zararı, mesela sigara içmek gibi, sadece içene zarar veren bir "hâl" değil, kendisiyle beraber etrafındakileri de "yıkan" bir "hâl"dir. 11 Kasım 2010 Perşembe
Havanda "hava" dövmek!
"Mübtelâ olmak", malûm; "kötü" ama aynı zamanda insana "keyif" veren bir şeylere düşkün ve bağımlı olmak anlamında kullanılan eski bir deyiştir. Bu durum insanda, sigara, alkol, uyuşturucu vb. maddelere "bağımlılık" şeklinde tezahür edebileceği gibi, ruha yerleşmiş ve onun "fikrî" yapısını alttan alta bozan manevi bir virüsün etkisi altındaki ruhların gösterdikleri "davranış" şeklilleri olarak da kendisini gösterebilmektedir. Bu duruma; "öğrenme ihtiyacı" içinde olmamaya müptelalık, "dinlememek" müptelalığı, "bildiğinden şaşmamak", kendisine bir şeyler anlatmaya çalışan birini "önemsememek" ve "karşıdakinin bilerek ve isteyerek, saygısızca sözünü kesmek" vb. gibi müptelalıklar örnek olarak verilebilir. Bunların müptelası olmak, insana her ne kadar "keyif" verse de, bu keyfin zararı, mesela sigara içmek gibi, sadece içene zarar veren bir "hâl" değil, kendisiyle beraber etrafındakileri de "yıkan" bir "hâl"dir. Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Kasım 11, 2010
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak "Demokrasi", Milli Kültür

Posts Relacionados
5 Kasım 2010 Cuma
Kitle İletişim Araçları - MEDYA?...
"Suyun taşı delmesi gücünden değil sürekliliğindendir"
LATİN DEYİŞİ
Yaşadığımız günlerde kitle iletişim araçlarıyla (KİA) geniş çevremiz için bilgi edinebildiğimiz bir gerçektir. Bu bir nimet midir, yoksa bize zararlı olabilen bir şey midir?... Bu çok tartışılabilecek bir konudur. Çünkü KİA aracılığla sadece gelişen sanat olayları ile yapıtları, bilimsel açılım haberleri gibi konuları değil, dünyada olan bitenler konusunda haberleri de alırız.
Sokaktaki adam açısından haber, yakın ya da uzak çevrede olan biteni öğrenmek anlamını taşır. Ama haberci açısından bu konu biraz farklı algılanmaktadır. Artık klasikleşmiş "Köpeğin insanı ısırması değil, insanın köpeği ısırması haber niteliğini taşır" özdeyişini bir yana koyarsak, habercinin başka açılardan da haber niteliğine yaklaştığını görürüz.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Kasım 05, 2010
0 yorum Etiketler: Genel Kültür

Posts Relacionados
4 Kasım 2010 Perşembe
Asıl öfkelenmesi gerekenler kim?
Zira, esasen Türklerin kendilerine bir türlü "Türk" diyememesinin temelinde de hep bu "birilerinin" mağduriyet yaygaraları yatmıyor mu?
Türkler, her türlü mihnetini yüklendikleri, her türlü bedelini ödedikleri bu topraklarda, sırf birileri alınmasın, darılmasın, gücenmesin diye, kendilerini "Türk" olarak tanıtmaktan ve böyle tanınmaktan sürekli imtina etmek durumunda kalmadılar mı?
Kimi kez "Osmanlı" oldular, kimi kez "müslüman" oldular, "sağcı" oldular, "solcu" oldular ama bir türlü "Türk" olamadılar! Olamadıkları halde, bir de "Türklükleri" sürekli başlarına kakılmadı mı? Herhangi bir konudaki itirazları ve hak arayışları; "ırkçılıkla ve Türkçülük"le damgalanıvermedi mi?
Böyle böyle; "sen kimsin?" diye sorulduğunda, öz yurtlarında yaşadıkları halde, "Haşa huzurdan Türküm" demek noktasına kadar getirilmediler mi? "Etrak-ı bî-idrak" (idraksiz Türkler) aşağılaması da ta o zamanların bir hatırası olarak milli şuurumuza kazınıp kalmadı mı?
İşte şimdi aynı oyun, yine aynı yüzsüzlükle yeniden sahneleniyor.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Kasım 04, 2010
0 yorum Etiketler: Milli Birlik Yazıları, Milli Güvenlik Meselelerimiz

Posts Relacionados
28 Ekim 2010 Perşembe
"Türkiye, demokratik, lâik, sosyal, hukuk devleti" ise...
...bu nedir?
Üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalar ocak ayından bu yana büyük artış gösterirken parasız eğitim istediği için 9 aydır tutuklu bulunan Ferhat Tüzel’in annesi Hayat Tüzel, oğlunun fiziksel saldırıya maruz kaldığını söyledi.
Hayat Tüzel, “Oğlum adam mı öldürdü? Erdoğan’ın katıldığı toplantıda pankart açtı. Parasız eğitim istediği için tutuklandı. Bu yüzden psikolojik olarak yıpratılıyor” dedi.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Ekim 28, 2010
0 yorum Etiketler: Türkiye laik ve sosyal bir hukuk devletidir?

Posts Relacionados
27 Ekim 2010 Çarşamba
Somali'nin Korsanları
Yaşı benim gibi biraz geçkince olanlar hatırlayacaklardır; eskiden bu memlekette "eşkiya"lar vardı. Biz de buna ucundan kıyısından yetiştik. Şimdilerde kalmadı, çünkü "eşkiyalık" yapmak için artık "dağa çıkmaya" ihtiyaç kalmadı! "Kravatlı eşkiyalar"la rekabet etmekte aciz kalan eski eşkiyaların artık esamisi okunmuyor! Zira "liberal demokrasi"yi ihdas edenler, bu konuya daha "pratik" çözümler getirdiler ve "namlı, şanlı bir eşkiya" olmak için gerekli olan "yiğitlik ve mertlik" gibi fazlalıklardan eşkiyalığı arındırarak, işi doğrudan bir "para kazanmak" gibi daha "sade" bir hedefe oturttular. Ne de olsa; daha "çok para", daha çok şöhret" demek! Siz, "kahramanların" manşetlere taşındığını, hakkında arka arkaya röportajlarının ve boy boy resimlerinin yayınlandığını hiç gördünüz mü? Neyse, konuyu genişletmek mümkün ama biz yazımızın konusuna dönelim.
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Ekim 27, 2010
0 yorum Etiketler: Dünyadan Haberler

Posts Relacionados
26 Ekim 2010 Salı
İşte Atatürk'ün gerçek sesi
Atatürk'ün daha önce hiç duymadığınız gerçek sesi ve görüntüleri ortaya çıktı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen "Osmanlı İmparatorluğu, Cumhuriyetin İlk Yılları ve Atatürk'e ait yazar tabanlı filmlerin restorasyon" projesinin tanıtımı yapıldı.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Bu kayıtlar uzun süreden bu yana üniversitede duruyormuş sonra bunların restore edilmesi konusundan bir anlaşma yapma ihtiyacı doğdu. Telif Hakları Sinema TV Genel Müdürlüğümüzle üniversitemiz arasında böyle bir işbirliği ortaya çıktı" şeklinde konuştu.
Bu görüntüleri daha önce çizgili ve cızırtılı izlediğini kaydeden Bakan Günay, "Ama bu kez sanki yeni çekilmiş bir yapım gibi son derece net bir şekilde ögreneceğiz " dedi. Günay, "Toplumun geçenlerde çok ilgisini çekti. Atatürk'ün gerçek sesine ulaşıldı diye. Doğru. Yani biz Atatürk'ü 10. Yıl Nutk'unda o tiz sesle dinlemeye alışmışız. Halbuki hepimizin ses tonuna benzeyen ortalama bir ses tonuyla meclise hitabı var " diye konuştu.
DHA Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Salı, Ekim 26, 2010
0 yorum Etiketler: Milli Kültür

Posts Relacionados
Tony Bennett gözüyle Irak'taki Amerika
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Salı, Ekim 26, 2010
0 yorum Etiketler: Dünyadan Mizah

Posts Relacionados
25 Ekim 2010 Pazartesi
Yoksulluk bireysel bir sorun mudur?
İçinde yaşadıkları dünyayı "olduğu gibi" kabul etmek, onun koşullarına göre yaşamaya çalışmak, kendisini o koşullara uymaya mecbur hissetmek, "böyle gelmişse, böyle de gider" demek, zannederim "insan olmanın" epeyce bir uzağına düşmek demektir. "Doğruyu ve adaleti aramak"; sorgulayan, "niye" diye soran ve kendi yaşadığı ortama biçim verip, "düzenleme" yetisine sahip bir "varlık" olan "insan"a mahsus bir özelliktir. Ona, onun bu özelliğini yitirmesi yönünde dolaylı/dolaysız baskı yapmak, ya da "unutmasını" istemek, onun "köleleşmesini" ve "insanlıktan çıkmasını" istemek demektir. Bu bakımdan, günümüz insanın içine "sürüklendiği" ve bir gün "huzura ereceği" umuduyla koşuşturup durduğu bu "hay-huyun", kendisine asla o huzuru veremeyeceğini görmeli ve insanlığın doğasına aykırı olan hiç bir "düzen" ve "düzenleme"nin insana ve insanlığa mutluluk getirmeyeceği gerçeği artık anlaşılmış olmalıdır. Bu düşünceler içerisinde aşağıdaki makaleyi sizlerle paylaşıyorum.Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Ekim 25, 2010
0 yorum Etiketler: Emperyalist Kültür ve Politikalar

Posts Relacionados













