Sevgili arkadaşlar,
26 Nisan 2022 Salı
Ve yangın çıktı...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Salı, Nisan 26, 2022
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak "Ermeni sorunu"

Posts Relacionados
3 Mart 2022 Perşembe
Rusya Nereye?...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Mart 03, 2022
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
Ordular, onun bunun elinde bir ihtiras aleti olmaktan uzak tutulmalıdır
II. Dünya Savaşının en etkileyici fotoğraflarından biri olan bu fotoğraf, dünya savaş tarihinin en büyük tank savaşlarından biri olan ve Alman kuvvetlerinin "Blitzkrieg" (Yıldırım Harekatı) adını verdikleri savaş doktrini kapsamında Sovyetler Birliğine karşı gerçekleştirilen ünlü "Kursk Muhabereleri"nde çekilmiştir.
Rus siperleri üzerine yürüyen yüzlerce Alman tankının yarattığı dehşetin iki Rus askeri üzerinde yarattığı ruh halini bire bir yansıtan bu fotoğrafı önemli kılan diğer bir husus da, Sovyet ihtilali ile başlayan ve dini tümden yasaklamak adına işi kiliseleri kapatmaya kadar vardırmaya kararlı bir rejimin temsilcisi olan Stalin'nin, başlayan Alman saldırıları sonucu, "askerin moralini yükseltmek gerekçesi ile" 7 Ekim 1941'de din yasağını kaldırmasıdır. Resimde, hayatının son anlarını yaşadığını düşünen bu Sovyet askerinin, boynundaki haçı öpmesinin ardındaki hikaye de budur.
Böyle durumlarda, Atatürk'ün "Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir." sözünü hatırlamamak mümkün mü?
Sözümüzü yine onun bir konuşmasından aldığımız şu sözlerle bitirelim:
"TBBM ordusu...şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan uzaktır."
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Mart 03, 2022
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
26 Mart 2021 Cuma
ŞÜKRÜ KAYA'NIN ÇAKMAĞI
Mustafa Kemal Paşa'dan devlet adamlığı dersi! İzleyin, siz de şahitlik edin.
Devamını gör...Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Mart 26, 2021
1 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar, Videolar

Posts Relacionados
25 Eylül 2020 Cuma
Tanrı kötülüklere neden müdahale etmiyor?.
Son zamanlarda (madem) "Tanrı denildiği kadar güçlü ise, neden kötülüklere müdahale etmiyor?. " tarzında, sureti haktan görünerek "serzenişlerde" bulunan bir çok okumuş-yazmış "deist-bilimselci" vatandaşımız var.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Eylül 25, 2020
0 yorum Etiketler: İslamiyet ve din kültürümüz

Posts Relacionados
1 Haziran 2020 Pazartesi
ABD fena karıştı!..
ABD, zaman zaman "dünyada eşi benzeri olmayan bir ülke" anılsa da ve aslında bu tanımlama, onun bir "özgürlükler ülkesi" olduğuna dair "gizli bir atıf" içerse de, bu tanımlama bence sadece onun "coğrafi özellikleri bakımından" geçerli sayılabilir. Zira, meselenin iç yüzünü bilenler için (veya sadece W.A.S.P'ın, yani Beyaz, Anglo-Sakson, Protestan tanımlamasını bilenler için bile...) durum hiç de dışarıdan göründüğü gibi değildir.
Bu dediklerimizle ne kastettiğimizi, ABD'de neler olduğunu bilmek ve anlamak için, onun kuruluş günlerine gitmek ve onun "founding fathers", yani "kurucu babalar"ının "zihinsel mekanizmaları"nın nasıl çalıştığını iyi özümsemek gerekir. Irk ayrımcılığı, kadını ikinci sınıf insan görme, keskin bir "zengin-fakir" ayrımı vb. gibi ögeleri-deyim yerinde ise-"dibine kadar kullanan" bir zihniyetin, diğerlerini sömürmek üzere kurduğu bu hakimiyeti ilâ-nihaye götüremeyeceği açıktır!
Bütün bunlar konusunda bilmeyenlere, ne demek istediğimiz ile ilgili küçük bir fikir verebilmek için, aşağıda ABD tarihinden küçük fakat ilginç bir kaç detay sunalım:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Haziran 01, 2020
0 yorum Etiketler: Dünyadan Haberler, Güncel, Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
21 Mayıs 2020 Perşembe
"Ümmilik" ne demektir?
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Mayıs 21, 2020
0 yorum Etiketler: İslamiyet ve din kültürümüz

Posts Relacionados
29 Nisan 2020 Çarşamba
"Türk'ün Avrupa'daki varlığı insanların haklarına sürekli bir hakaret" imiş!..
İkinci Dünya Savaşı sonrasının harap olmuş Avrupa'sı karşısında nispeten daha derli toplu duran "Atatürk'ün Türkiye'si", Avrupa'nın gözünde bugüne nazaran, şüphesiz çok daha iyi bir yerdeydi.
Avrupa'nın savaşın yaralarını sarmaya başlaması ve Türkiye'nin maalesef ki, cumhuriyetin ilk yıllarında yakaladığı ivmeyi kaybederek gerilemeye başlaması ile, Avrupa'nın gözündeki "saygın mevkiini" de kaybetmiş oldu.
Yani bu noktada şunu rahatlıkla söyleyebilir ki, "Türk sorunu", Avrupa devletlerinin görüş birliği içinde oldukları e nadir konulardan biridir; belki de en başta gelenidir. Tarih boyunca "Türk'e duyulan nefreti" bir çok Avrupalı devlet adamı çeşitli vesilelerle ve küstahça dile getirmekten geri durmamışlarsa da, hiçbiri, adeta bütün bunları bir tek paragrafta "cem eden" Francesco Crispi'ninki (1818-1901) kadar (bence) gerçek meramlarını(akıllarının dibini gösterici bir tarifle tarif edilmemiştir. Sarfedilen söze bakarsanız eminim bana hak verirsiniz. İtalya'nın başbakanlık da yapmış olan politikacılarından Crispi bakın ne diyor:
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Çarşamba, Nisan 29, 2020
0 yorum Etiketler: Batı Medeniyeti ve Türkler

Posts Relacionados
25 Nisan 2020 Cumartesi
Sorun, kapandaki peynire atlama sorunu!..
Bilhassa Kafkaslar üzerinden İran'a, oradan da Basra körfezine sarkarak İngiltere'nin Hindistan yolunu kesme imkânı bulunan Ruslara bu fırsatı vermemek için Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurdurma faaliyetlerine hız vermesi, hem Avrupa'daki diğer "eşek arılarını" bölgeye odaklandırdı, hem de Rusya'nın kendi sınırındaki bu yeni gelişmeye dikkat kesilmesini sağlayarak, kendine rahatça hareket edebileceği bir alan açmış oldu. Avrupa'nın diğer büyük devletleri daha sonraları "sorunu sahiplenmek için" birbirleri ile çekişseler de, "Atı alan Üsküdar'ı geçmiş", İngiltere maksadına ulaşmış, bu uğurda kullandığı Ermenileri de öylece ortada bırakarak, kendi işine bakmıştı.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Nisan 25, 2020
0 yorum Etiketler: Emperyalist bir argüman olarak "Ermeni sorunu"

Posts Relacionados
"Ermeni ve Kürt sorunu" yaratmada Bulgar Komitacılığı "deneyimi" ve bundan istifade eden İngiltere
Her fırsatta Türkiye Cumhuriyetinin (amiyane tabirle) "tekerine taş koymak" için kullanılan "Ermeni Meselesi" ve daha sonra devamında "Kürt Sorunu" olarak Batılı devletlerce, sürekli altı ısıtılarak sıcak tutulan meselelerin kimin "patenti" altında üretildiğine baktığımızda, tarih bize İngilizleri işaret ediyor.
Çok tarihçi tarafından gözardı edilen ve bir çoğu tarafından da "birbirinden bağımsız gelişen olaylarmış gibi" ele alınan bu meselelerin "ilk denemesi" Bulgarların Osmanlılardan koparılması çalışması idi ve başarılı da oldu. "Slav milliyetçiliği" ve "Ortodoks Hristiyanlığı" çerçevesinde, Rus Çarlığı tarafından tarafından uygulamaya konulan, Almanya, Avusturya, Fransa, İngiltere ve İtalyan devletleri tarafından da "sessiz kalınmak suretiyle" onaylanan bu projeden, gün geldi o günün İngiliz devleti de istifade etti!
Bu durumun kısa hikayesini de, yakınlarda rahmet-i rahmana kavuşan gazeteci-yazar Orhan Koloğlu'nun 1998 yılında yayınlanmış olan "Avrupa kıskacında Abdülhamid" adlı kitabından okuma şansı buluyoruz.
Makalemizin başlığından da anlaşılabileceği üzere, Osmanlının yıkılışını hızlandırmak ve Hindistan'da kurduğu sömürge düzenini bilhassa kuzeyindeki Rus tehlikesinden korumak için İngiltere, doğu Anadolu'da kendisine "bağımlı" bir Ermeni devleti kurarak, kendince bu tehlikeyi def'etme çaresi bulmuş oldu. Yöntem ise belliydi; Osmanlıyı, önce (tıpkı Rusya'nın 1877'de yaptığı gibi) tebaasına zulmeden bir devlet olarak dünya kamuoyuna tanıtmak, ardından da "bu zulme baş kaldırmak için" tıpkı Rusların Bulgarlara yaptırdığı gibi, Ermenilere de silahlı çeteler kurdurtmak! (Hınçak, Taşnaksütyun vb.) Ve bütün bunlardan neredeyse bir asır sonra "başarısız olan" ikinci Ermeni Silahlı Terör örgütü ASALA ve o da başarısız olunca "Kürt sorununu çözmek için" ortaya çıkarılan malûm PKK Terör örgütü!.. Hepsinde de yöntem aynı!
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Nisan 25, 2020
0 yorum Etiketler: Batı Medeniyeti ve Türkler, Emperyalist bir argüman olarak "Kürtçülük", Emperyalist Kültür ve Politikalar

Posts Relacionados
26 Aralık 2019 Perşembe
Liman von Sanders'ten Enver Paşa'ya Sarıkamış yerine, alternatif harekât önerisi
“..General Liman von Sanders’in Romanya ve Ukranya ile ilgili bir planı Enver Paşa tarafından kabul edilseydi, harbin bütün seyrinin değişmesine ve Birinci Cihan Harbi’nin bambaşka neticelere varmasına ihtimal vardı.
Plan şuydu:
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Aralık 26, 2019
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
23 Aralık 2019 Pazartesi
Sarıkamış'ta Napolyonculuk oynamak...
Bu harekât hakkında çok şey yazılmış, çok şey söylenmişse de, bugün burada bugüne kadar sözü çok edilmemiş iki tarihi bilgi ve görüş üzerinde durmak istiyorum.
Bunlardan ilki, (daha önce benim de kimi yazılarımda bahsettiğim) Enver Paşa'nın kendine "idol olarak" Napolyon Bonapart'ı seçmiş olmasıdır. Enver'in kafasındaki Sarıkamış Harekatı fikrini yanlış ve zamansız bularak kendisini uyaran (ve aynı zamanda harp okulundan hocası olan) Hasan İzzet Paşa'yı, bu şekilde görüş belirttiği için azarlayan ve üstelik de "Hocam olmasaydın seni şimdi şurada kurşuna dizdirirdim!.." diyen Enver paşa, 10. Kolordunun başına onun yerine arkadaşı Yarbay Hafız Hakkı'yı (paşalığa yükselterek) atamıştı.
İlginçtir ki, Hafız Hakkı "Paşa" da kaleme aldığı hatıratında her ne kadar olup bittikten sonra Sarıkamış harekâtı için “Ah Enver ah! Bu kış seferini ta’cil etmek (acele ettirmek), sonra da bu parlak taarruzda 9. Kolordu’yu dörtnala kaldırmakla, 100 bin masumun kanına girdin! Allah seni affetsin!” demiş olsa da, harekât öncesinde,12 Kasım 1914'de “Napolyon’un aç ve çıplak askerlerine İtalya’yı gösterdiği gibi bizde Kafkasya’ya girmeliyiz" dediğini unutmuş görünüyor.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Aralık 23, 2019
0 yorum Etiketler: ittihat ve terakki, Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
16 Aralık 2019 Pazartesi
"Hırsızlıktan Çökmekte Olan Bir İmparatorluğun Sultanı..."
Üzerinden bir yüzyıl geçmiş, daha hâlâ "Osmanlı neden çöktü?.." diye soruyor ve orada burada sorumluluğu üzerine yıkabileceğimiz bir şahıs arayıp duruyoruz! Bırakın bir devleti, bir imparatorluğu, sıradan bir işletmeyi bile batıran, o işletmenin "hırsız-yöneticileri ve personeli"dir. Bu ayrıntının farkında olmayanların "kurtuluşu" sistemde değil kişilerde aramaları ise bir başka acayipliktir.
Aşağıda, Osmanlı toprakları üzerinde bir İsrail devleti kurmak için çabalayan Teodor Herz'in bu yolda yaptığı çalışmalarını kaleme aldığı hatıratından Doğan Avcıoğlu'nun alıntılayarak, kendi yorumu ile beraber değerlendirdiği çarpıcı satırlar:
"Herzl, tehdit, rüşvet ve sermaye getirme silahlarını kullanır.
İmparatorluğun mali işlerini yöneten Osmanlı Bankası'nı toptan satın almak ve bu yoldan Sultan Hamit üzerinde baskı yapmak tehdidini, inandırıcı biçimde sahneye koyar.
Osmanlı Bankası idarecilerine verilecek 50 milyonluk bir garanti ile, Türkiye'ye akan musluklar kesilecektir. Tehdit etkili olur.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Aralık 16, 2019
0 yorum Etiketler: Milli Güvenlik Meselelerimiz, Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
5 Aralık 2019 Perşembe
"Soğuk Savaş" döneminin efsane uçağı SR 71 ve onun kısa hikayesi
İşte bundan sonrasında, bu iki grup arasında başlayan çekişme, bu dönemin “Soğuk Savaş” olarak adlandırılmasına sebep oldu. Casusluk faaliyetlerinin alabildiğine arttığı bu döneme damgasını vurmuş olaylardan biri de “Casus Uçaklar”dı. 1950’lili yıllarda Sovyet semalarında düşürülen Lockheed U-2 casus uçağı iki blok arasında önemli bir gerginlik yaratsa da ABD, yeni ve daha “marifetli” bir uçağı devreye sokmakta gecikmedi.
Neredeyse tüm zamanların efsane uçağı olarak tanımlanmayı hakeden bu uçak “SR-71 BLACKBIRD” olarak adlandırıldı. Ses hızının 3 katına (Mach 3) ulaşabilen, saatte 3850 Km. hız yapabilen ve 90.000 Ft. Yani 29.000 m. İrtifaya çıkabilen ve yaklaşık 33 m. uzunlukta ve 17 m. Kanat genişliğindeki bu uçak, gerçekten de havacılık tarihinde uç noktalara ulaşabilme başarısı göstermiş bir makineydi. Onu ne radarlar yakalayabiliyor, ne de (yakalasa bile) ona sürat ve irtifa olarak yetişerek onu düşürebilecek bir mevcut füze sistemi bulunuyordu.
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Aralık 05, 2019
0 yorum Etiketler: Bilim-Teknik

Posts Relacionados
17 Kasım 2019 Pazar
"Cibilliyet ve ahlâk itibariyle" Vahdettin
"Tarihte bir eşine daha nadir tesaduf edilecek olan Sultan Vahdettin, cibilliyet ve ahlak itibariyle, Sultan Abdulhamidi Saniden pek çok daha aşağıydı. Hatta, bir Bayram gününde, tekmil Saltanatı Seniyeye mensup Şehzade ve Sultanlar, arzı tebrikat icin Saraya gittiklerinde, Prens Sebahattin’in validesi Seniha Sultan, biraderinden ahvali sormuş, Padişah da, cevap olarak,
≪Umum Hanedanı Saltanatın refah ve istikbalini temin ettim≫
diye cevap vermiş. Seniha Sultan,
≪Ben şahsımızı ve hanedanımızı sormuyorum, memleketimiz ne haldedir, onu bilmek istiyorum≫
demesi üzerine, Vahdettin,
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazar, Kasım 17, 2019
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
8 Kasım 2019 Cuma
"Talat Albayıma dedim ki..."
Sıradan vatandaşların bu "trend"e kendilerini kaptırmaları hadi bir nebze de olsa hoş görülebilir; fakat aynı “gürûh” içerisine “akademik personelin” de dahil olduğunu görmek, insanın içinde gerçekten derin yaralar açıyor.
Son dönemde siyasi tarihe dair önemli eserler veren Yusuf Hakan Erdem’in el’an okumakta olduğum “Tarih – Lenk” kitabında denk geldiğim bir pasaj, tam da az evvel bahsettiğim yarayı deşecek cinsten!
İki “akademisyenimiz” (adlarını vermeyeceğim, kitabı yazdıkları zaman biri doçent, biri prof. imiş. Herhalde şimdiye kadar biri çoktan ordinaryus prof. dr., diğeri de prof. dr. olmuştur!. Merak eden yazdıkları kitabın adını internete girerek, kim olduklarını öğrenebilirler..) 2015 yılında “Bilinmeyen Osmanlı” adı altında bir kitap yayınlamışlar. Ve bu kitap halen “çok satanlar” listesinde imiş!
Hakan Erdem, işte 528 sayfalık bu “sıvama ciltli” kitabın 265. sayfasından bir alıntı yaparak, onu şu şekilde değerlendiriyor:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Kasım 08, 2019
0 yorum Etiketler: ittihat ve terakki, talat paşa

Posts Relacionados
3 Ekim 2019 Perşembe
"Günün birinde hangi duvar dibinde veya hangi sokak ortasında can vereceğimi ben de bilmiyorum"
Osmanlı'nın sayılı devlet adamlarından olan Mithat Paşa'nın oğlu Ali Haydar Mithat Bey'in "Hatıralarım" başlığı ile 1946'da yayınlanan kitabında yer alan şu satırlar, eminim ki, onun şahsiyeti hakkında önemli ipuçları barındırmaktadır.
Buyurun, okuyalım:
"Tal’at Paşanın, her ne kadar tahsili noksan idiyise de, muktedir ve yüksek kaliteli bir devlet adamı ini. Her şeyi çabuk kavrayan, zeki, hamiyetli, vicdanı pak ve temiz bir zattı. Hiç bir zaman büyüklüğe kapılmaz, sadeliğini ve neş'esini muhafaza eden bir karakteri vardı, tevazuu, adeta bir zevk sayardı; hü'kumeti şahsiyeden de zevk almazdı. Memlekete hizmet etmiş tarihi simalara büyük hürmeti vardı. Bana, birkaç defa, Sadaret Sandalyesini göstererek, şu sözleri söylediğini hatırlarım :
≪Bu sandalyeye oturmuş olan büyük adamları hatırladıkça kendimden utanıyorum.≫
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Perşembe, Ekim 03, 2019
0 yorum Etiketler: ittihat ve terakki, talat paşa, Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
22 Temmuz 2019 Pazartesi
Ne Kavala'ymış be!..
Ülkemizin "üst düzey Soroscu"larından biri olan bu şahıs, bir zamanlar, kendini de diğer muhalifler gibi, gayr-ı hukukî "içeride" tutan malûm zihniyet ile "amaç birliği" içinde idi. Tıpkı Altan kardeşler, Nazlı Ilıcak ve diğerleri gibi... Ama epey bir zamandır, amaç ve gönül birliği ettiği iktidarın "adaletinden" şimdi o da şikayetçi!
İlahî adalet! Bu her zaman böyledir; başkalarını "yesin" diye beslediklerin, döner, ilk evvel seni yer!..
İşin garibi; "az ünlü-çok ünlü" kim varsa, son günlerde "Bu zulüm herkese yapılırdı da, Osman Kavala "gibi" birine yapılmazdı!.." modunda!..
Az önce gördüm; bu kervana Fazıl Say da katılmış ve demiş ki:
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Pazartesi, Temmuz 22, 2019
0 yorum Etiketler: Emperyalist Kültür ve Politikalar

Posts Relacionados
29 Haziran 2019 Cumartesi
Şehitlerine ve gazilerine sahip çıkmayan bir millet iflah olur mu?
Eski iktidara göre, Kuvâ-yı Milliyeci demek haydut, maceraperest veya reji devrindeki tütün kaçakçısı demekti.
Karakolun ilk mensuplarından Üsküdar Jandarma tabur mülhakı Atıf Bey, sonradan muhasebata murakıp(denetçi) olmuştu. Bir aralık bir işi oluyor. Kalburüstü milletvekillerinden birisi bu işle meşgul olmayı üstüne alıyor ve kendisinden tercüme-i hal(özgeçmiş) istiyor. Atıf veriyor.
Bir iki gün sonra aynı milletvekili tercüme-i hali iade ederek;
—Bunu değiştir, Kuvâ-yı Milliye bahsini çıkar, diyor.
Atıf hiddetle soruyor;
—Neden ?
—Malum ya, şimdi Kuvâ-yı Milliyecilik hoş görünmüyor, reji kaçakçısı gibi bir şey telakki ediliyor '
—Teşekkür ederim! Diyor, yürüyor.
İşte eski iktidar nazarında Kuvâ-yı Milliyeci demek bu idi.
Memleket hayat ve istiklâlinden sarfınazar (eden) bu efendiler, oturdukları yaldızlı, marokenli koltuklarını evvela bu Kuvâ-yı Milliyecilere borçlu olduklarını çoktan unutmuş bulunuyorlardı.
Benim tanıdığım Ömer Kaptan isminde bir arkadaş vardır. Memleket ufukları, Mütareke'nin kara karanlığıyla karardığı ilk günlerde silahını omuzlamış, bin bir cephede kıyasıya, ölesiye dövüşmüş ve en nihayet bir milis zabiti olarak müfrezesinin başında güzel İzmir'e ilk girenlerden olmuştu.
Kendisine verilen işgal mıntıkasında İzmir'in en ileri zenginlerinden adını açıklamak istemediğim bir Rum'un evi de vardı. Oraya girdiği zaman bir torbada dört bin altın, sayısı gayri malum tomarla dolar, drahmi ve büyük bir madeni kutu içinde ağzına kadar dolu mücevherat ele geçiriyor. Bunları alarak olduğu gibi büyüklerden birinin huzuruna çıkarıyor ve bütün safiyetiyle;
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cumartesi, Haziran 29, 2019
0 yorum Etiketler: Tarihten hatırlatmalar

Posts Relacionados
28 Haziran 2019 Cuma
Hangi "Türkler" ?..
Sonrasında gazeteci Rıza Zelyut, "AKP'nin atası: Hürriyet ve İtilaf" başlıklı makale yayınladı; onu da önemine binaen olduğu gibi bloğuma aldım.
Son olarak YENİBAHÇELİ ŞÜKRÜ BEY'İN HATIRÂLARI adlı kitapta rastladığım aşağıdaki satırlar, bu konudaki hassasiyetimin yersiz olmadığı konusunda beni iyiden iyiye ikna etti. Öyle ki, son günlerde sıkça duyar olduğumuz "dış güçler" sözü yerine, önceliği "hangi Türkler?." konusuna tanırsak, zannederim daha iyi ve daha hayırlı bir iş yapmış olacağız... Şimdi buyurun, beraber bakalım Şükrü beyin yazdıklarına...
Devamını gör...
Gönderen A. Hüsnü Sezgin zaman: Cuma, Haziran 28, 2019
0 yorum Etiketler: "Milli Birlik" Yazıları

Posts Relacionados


















