Herhangi bir siyasi parti ya da iktidar alacağı kararlarda ya da uygulamaya koyacağı icraatlarda herhangi bir tereddüt yaşıyorsa, bu tereddüdü gidermenin en aklî yolu kamuoyu yoklamaları yaptırmak ve o konu hakkında halkın ne düşündüğünü öğrenmektir. Namuslu bir demokraside, bir iktidarın "halk için halkla beraber" hareket etmesi bir şiar ise, bunun böyle olması gerekir.
Fakat dünyayı küresel bir hegemonyanın pençesi altında tutmak isteyenler böyle düşünmüyorlar. Onlara göre demokrasi, dünya halklarının kendi dayattıklarına rıza göstermesinden ibaret.
Şeklen "şeçilmiş" ama aslen "atanmış" olan iktidarlar vasıtası ile yeryüzünün her köşesinde kendi egemenliğini kurmak ve sürdürmek niyetinde olan bu küresel hegemonik güç, insanların ne düşündüğünü ne kadar önemsemese ve kiraladığı propagandistler vasıtası ile zehiri bal göstermeye ne kadar çalışsa da, neticede hepsi bir yere kadardır.
Bugünlerde, bu millete 30 yıldır kan kusturan silahlı ve örgütlü bir terör çetesi karşısında açıkça pes etmiş bir görüntü veren bugünkü siyasi iktidar, bu görüntünün üzerini örtmek için her ne kadar hazırda bekleyen medya ordusunu dört koldan taarruza kaldırmış ve buna itiraz edenleri "barış karşıtı ve kandan nemalananlar" olarak damgalayacağını açıkça ilan etmiş ise de, sonuçta tehditle karışık bu dayatmanın ne kadar etkili olduğu çok tartışılır.
Milletin büyük çoğunluğu tarafından ne siyasi, ne ahlâki, ne de vicdanî bir tarafı bulunamayan bu yaklaşıma verilen tepkileri, bu ülkenin ne kadar vahim bir mecraya sürüklediğini görmenin endişesi ile çırpınan ve sesini duyurabileceği neresi varsa, oradan ilgilisine adeta haykıran insanların seslenişlerinden de anlamak mümkün.
İşte, benim de internette gezinirken rastladığım ve benzeri binlercesine şahit olduğum o seslerden biri de, bir haber sitesine yaptığı yorumda, konu ile ilgili düşüncelerini şöyle ifade etmiş:
"Savaşın asıl şimdi başladığı doğrudur. akp'nin de özellikle 2002 yılından beri TRT'yi kullanarak, Devlet tarafındaki son kürtleri de, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk Milleti'ne karşı kışkırtması sonucunda, artık kürtler, Türklerden tamamen uzaklaşmıştır. Bu durum, sadece Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da değil, kürtlerin özellikle göç ettikleri Akdeniz ve Ege sahil kesimlerinde de görülmektedir.
Akp'nin özel çabaları ile, Türk mafyası hapsedilirken, kürt mafyası korunmuş, "Türk" polis teşkilatına, 10 yıl boyunca kürt asıllı polisler alınırken, yönetici kademelere de kürtler getirilmiştir. İçişleri bakanlığı görevini 10 yılın çoğunda kürt bakanlar yapmış, hasbelkader Türk bakanlar getirildiğinde ise, olan biteni farketmeyecek kişiler bakanlık yapmıştır.
Batı illerinde Türk kızları, marketlerde kasiyerlik yaparak ekmek parası kazanmaya çalışıp, evlenemez ve çocuk sahibi olamazken, kürt kadınları 5'ten fazla çocuk yapmak için yarışmaktadırlar. Asgari ücretle çalışan Türk kızlarının ödediği vergilerle, kürt kadınlarına çocuk yardımı yapılmakta, üstelik birde yeşil kart sahibi olmaktadırlar. Esas savaş şimdi başlamaktadır, ama artık Batı'nın büyükşehirlerinde değil sadece, fakat Batı'nın, Ege'nin ve Akdeniz'in küçük beldelerinde bile pkk örgütlenmeleri oluşmaktadır. En nihayet polis teşkilatı da, önümüzdeki 10 yıl içinde tamamen Türklerden temizlenecektir. Türk milleti, pkk'nın karakol bastığı günlerin, en kötü günleri olmadığını, kötünün de kötüsünün olduğunu yaşayarak görecektir. Bugün, dinci kisvesinden veya birkaç kilo bedava pirinçten dolayı akp'ye oy veren Türkler, kendilerine bedava verilenlerin, faturasının çocukları tarafından misliyle, korkarım ki, kanla ödendiğini de göreceklerdir."(*)
Takdir okuyanındır...
-------------------------------------
-------------------------------------

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder